Vergi ve Faiz Yüzsüzleri

Eskiden vergi yüzsüzleri için büyük nefret duyar, ağzıma geleni söylerdim. Halbuki asıl vergi yüzsüzleri dev paralarını faizle ikiye katlayarak milleti sömüren, “faizden vergi alınsın denilince” isyan eden gerçek yüzsüzlerdir.

Vergi ve Faiz Yüzsüzleri
Vergi ve Faiz Yüzsüzleri

Vergi yüzsüzleri diye ilan ettiğimiz kimseler iyi kötü bir emek ve sermaye harcayarak çalışmışlar ve fakat çeşitli nedenlerle vergilerini ödeyememişlerdir. Hatta bir kısmı vergi borçlarının faizle katlanması dolayısıyla iflasa kadar giden mazeretlere sahiptirler.

Yine vergi yüzsüzlerinin büyük bir kısmı kurumlardır. TSKİ’nin açıkladığı gibi bürokrasi çelişkileri dolayısıyla borçlarını ödeyememiştir.

Vergiyi kaçıranlar malı tümüyle götürmüşler bu listede yokturlar.

Daha canavar asalaklar yani rantiyeciler ise kendilerinden vergi istenmesine isyan halindedirler.

Şu milletin haline bakın!

Memura, emeklisine, işçisine üç kuruş dağıtabilmek için faizcinin kapısını çalıyor, vergi gelirlerinin tümünü götüren rantiyeciler isyan ediyor.

Malûm basını da arkasına alarak “piyasada ekonomik denge bozuluyor” sloganı ile bu milleti sömürmeye devam edeceğiz deme cesareti gösterebiliyorlar.

Onlara arka çıkan medyaya ve muhalefete yazıklar olsun! Nerede yıllarca vergi adaletinden bahseden solcular, niçin ortaya çıkıp da “Ne demekmiş piyasa dengesi? Mutlaka faiz gelirinden vergi alınmalıdır” diye bu kavrama arka çıkmıyorlar.

Nerede köşe yazarları, faiz rezaletine ait tek satır yazmıyorlar. Yoksa onlar da mı rantiyeci oldu?

Serbest piyasa ekonomisi uygulayan hangi batılı ülkede faiz oranları % 100’dür? Hangi Batılı ülkede ekonomiyi felç eden böyle bir faiz sistemine devlet müdahale etmez?

Eğer bazı çevreler batı taklitçiliğinde ısrar edeceklerse, batının kendine has ekonomik dengelerine de uymak zorundadırlar.

23 Nisan Çocuk Bayramı’nda türkü söyler gibi herkes bir an önce Avrupa Birliği’ne girmemiz gerektiğini anlatıp duruyor. Bu faiz sistemiyle mi Avrupa Birliği’ne gireceğiz? İnanınız her koşul tamamlansa bile Avrupa bizi faiz batağına saplandığımız için üyeliğe kabul etmez.

Şu hazin halimize bakın. Ekonomik trend’de bütün dünyaya karşı faiz sisteminin yanlışlığını savunmaya memur ve mecbur olduğumuz halele dünyanın en batak faiz sistemi içindeyiz.

Ve de emeklimize üç kuruş zam verebilmek için faizden mutlaka vergi alacağız diye milletçe bağıramıyoruz. Türkçesi 60 milyon insan, onbini geçmeyen rantiyeciye en azından “sen artık sus, millet kendi gelirini vatandaşıyla paylaşacak” diyemiyoruz.

Devlet gelirinin büyük kısmı rantiyeciye aktarılırken, medyamız aslı olan veya olmayan birtakım suistimal dedikoduları ile milleti oyalıyor.

Halbuki konu vergi yüzsüzlerinin ilan edilmesi oyunu gibi devede kulak hadiselerdir.

Bana göre faiz konusu rejimi bile aşan çok ciddi bir konudur. Demokrasiden bahsedebilmek için önce milli ekonomimize sahip çıkmamız gerekir.

Yoksa sokak gösterileriyle tutuklu marksistlere eylem yapma gösterileri kargaşadan başka bir şey getirmez.

Türkiye’nin eline büyük fakat zor bir fırsat çıkmıştır. Milletin gerçek evlatlarının temsilcisi olan 2 parti sağlıklı bir koalisyon kurmuştur. İktidar olmayı kaybetmenin acısın içine sindiremeyenlerin palavralarına aldırmadan bu hükümet Türkiye’yi kurtarma şansına sahiptir.

Bu başarıyı kazanırsa hükümetin küçük ortağı DYP, ANAP’ı tamamen siler.

Elbette yok olmaktan kurtulmak için ANAP, DYP’yi Refah’a karşı kullanmak isteyecektir. Ancak DYP bu oyuna gelmemelidir. Ortanın sağındaki oylar DYP’nin iktidar ortağı olmasından ciddi olarak memnundur.

Dolayısıyla DYP’nin tabanı hükümetin arkasındadır. Çiller iktidara geldiği günden beri ona karşı çıkan 3-5 kişinin ciddiye alınmaması gerekir. Gerçi bilenen medya ve Mesut bir müddet daha gündemi oyalayacaktır. Ancak sonları hüsrandır.

Erbakan’ın usta devlet adamlığı ve müthiş politika taktiği sayesinde hükümet tüm çirkinlikleri aşacaktır.

Biz milletçe bu fırsatın kazanılması için dua etmek, arka çıkmak zorundayız.

Çünkü yaşadığımız günler Türkiye için de, dünya için de çok önemli günlerdir.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 21 Temmuz 1996 tarihliAkit Gazetesi’nden alınmıştır.