Laikliğe Sıkı Sıkı Sarılın Ki!..

Yıllardır İslam’a ve Kur’an’a karşı açtığınız yarı gizli mücadelenizi birden müthiş bir şekilde damgalayıverdiniz. Kur’an düşmanlığının, İslâm düşmanlığının insanın en büyük özlük hakkı olan haysiyetli yaşama tarzını terk ederek dünya pisliğine gömülün. Hiç değilse bizler kimin Allah’dan, manevi değerlerden yana olduğunu apaçık bilelim.

Pek çok iyi niyetli müslüman sizlerin iç yüzünü, nasıl bir çirkinlik taşıdığınızı, Kur’an’a karşı çıkışlarınızı cahilliğinize vererek, sonunda düzelirler diye size karşı sıcak ve yumuşak bir duygu taşıyordu.

Laikliğe Sıkı Sıkı Sarılın Ki!..
Laikliğe Sıkı Sıkı Sarılın Ki!..

Hâlbuki siz, Suudi Arabistan’daki idamları bahane ederek Kur’an hükümlerini pislik dolu zihninizde eleştirmeye kadar vardırdınız işi… İşte şimdi sine-i millette Cenab-ı Hakk’ın özel bir keremiyle büyük bir imtihan sayfası açıldı. Yıllar boyu aranızda konuşurken Kur’an hükümlerine “Çöl Kanunu” diyordunuz. Bu iğrenç iddianızı hukuk kitaplarına kadar geçirdiniz ve apaçık Kur’an’a cephe alıp laiklik dediğiniz hezeyanın çadırına bütün milleti sokmak istiyorsunuz.

Evet, laikçiliğe sıkı sıkı sarılın ki, toplu halde cehennem yakıtı olasınız. Mânevi değerlere, insan haysiyetine bin yıl sahip çıkmış bir milletin evlatlarını, gençlerini içkiye, iğrenç seks çılgınlıklarına teşvik ettiğiniz, alıştırdığınız yetmedi de, petrol devlerinin İslâm kaynaklarını sömürmesine yardımcı olmak için hangi bahşiş karşılığı yaptığınız belli olmayan Kur’an düşmanlığına bayrak açtınız. Suudi Arabistan’ın kendi ülkesi içinde halkını beyaz zehir salgınından kurtarmak için aldığı, yerinde tedbirleri vahşet olarak gösterip bu hadiseyle İslamiyetle Kur’an arasında çirkin tezgâhların peşindesiniz.

Batının en büyük amaçlarından biri, doğal kaynak zengini İslâm ülkelerini beyaz zehir çıkmazı içinde boğmaktır. Yaptıkları araştırmalar ve tertipler hep petrol devi ülkelerin çıkar platformunda tezgâhlanmaktadır. Bir milletin kendisi üzerindeki bu oyunları bozmak için aldığı tertip de, hem de giriş pasaportlarının üzerinde “Bu ülkeye beyaz zehir, uyuşturucu sokmanın cezası idamdır” net ikazına rağmen, yakalananları idam etmesi vahşet oluyor öyle mi?! Fakat beyaz zehiri kendi nesillerine yayılmasını yüzbinlerce insanın ölmesini hoş görmek uygarlık mı sayılıyor? Lânet olsun bu gerçekleri anlamayanlara!

Orada mevkuf bulunan insanları kurtarmanın iyi niyeti, ancak özür dileyerek af talep etmekken, bir de ahlaksızca o devletin başındaki insanlara küstah tavırlar takınmanın anlamını nasıl izah ediyorsunuz? Türk devletinin sorumluları, bu işin hallolması için Suudi Arabistan’a karşı saygılı olalım ikazını yapmalarına rağmen, belli çevreler Suudi Arabistan’a saldırıya devam ediyorlar. Elbette devam ederler, çünkü onların maksadı oradaki kaçakçıları kurtarmak değil, aksine hepsinin idam olmasını sağlamaktır… Çünkü o zaman İslâmiyete bir anlamda İslâmcı akımlara karşı daha terbiyesizce saldırmak imkânı bulacaklardır.

İnanınız ki, Suudi Arabistan hükümeti bu suçlulara karşı özel bir af çıkarsa bizim medya yas tutar. Belki de bu kez niçin beyaz zehir kaçakçılarını affediyorsunuz diye tenkide kalkarlar.

Ateistlerin ve marksistlerin öncülüğünü yaptığı, genel anlamda idam cezası hakkındaki hükümlerin tüm dünyadan kalkmasını isteyenler aslında geleceğin, anarşi bezirgânlarıdır.Onlar toplumda huzuru sağlayacak her tedbire karşı çıkarlar. Hangi akl-ı evvel idamların kaldırılması için uydurma mazeretler ileri sürerse sürsün idam cezası gelecekte cemiyetleri anarşiden koruyacak en etkin çaredir. Yakın gelecekte bütün dünya attığı bu yanlış adımdan dönecektir.

Kur’an’ın “kısas” hükmü özelliği içinde idam cezasına cevaz vermesi ise, hiçbir yalınayağın, beyinsizin tartışamayacağı ilahi bir emirdir. Kur’an gibi her âyeti, her kelimesi, her hükmü muhteşem incelikler taşıyan ilahi bir kitabın hükümlerini çağ değişti yaygarasıyla eleştirmeye kalkan adiler bilmelidirler ki çağ değişe değişe Kur’an’a secde etmek zorunda kalacağı noktayı bulacaktır.. Eğer çağ diye bahsettikleri toplumun şu anki iğrenç görüntüsü ise, sevgileri belirsiz kimin nikâhı kimin üstünde olduğu fark edilmeyen iğrenç bir toplum yapısı ise, böyle çağ anlayışına lanet olsun. Bundan sonraki yazılarımızda laisizm cinneti içinde yaşayanların yaşam tarzlarını ayrıntıları ile size anlatacağım. Şimdi bütün okurlarıma ve müslüman kardeşlerime çok ciddi bir çağrıda bulunuyorum.

“Siz Allah’ın- emri gereğince sımsıkı Allah’ın ipine sarılın. Ve bu ipi hiç gevşetmeyin.” Hele hele kimin kime sarıldığı belli olmayan laikliğe rağbet etmek gibi bir gaflete düşmeyin. Hele hele İslâmî yok etmek isteyen zihinlerin petrol savaşı ile birlikte tertiplediği Türk- Arap düşmanlığı felaketinden uzak kalın. Fahr-i Kâinat Efendimiz (sav) in, “Siz Arapları şu üç nedenle sevin: 1- Ben Arabım 2. Kur’an Arapça’dır. 3. Cennet lisanı Arapça’dır” emrini hiç hatırınızdan çıkarmayın.

Unutmayın ki, Osmanlı’nın son döneminde, İngilizlerin büyük tezgâhı, o zamanki Arap kavimlerini Türklere karşı oyuna getirdi. Bize karşı en haince düşmanlık beslemiş milletlere bile günümüzde dostluk kapıları ararken, kültürümüzün değişmez bir parçası olan Araplara karşı düşmanlık gafletine düşmeyin!

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 27 Ağustos 1995 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir