Kur’an Dışında Çözüm Yok!..

Bütün dünya daha mutlu olmak için ciddi bir kaos çıkmazı içinde boğuşup duruyor. Kapitalist sistemin rant ve faiz merdivenleri toplumun içine sızarak bütün ekonomik gücü tröst merkezlere doğru hızla emerken yerinde bıraktığı enflasyon faciasına dönüp bakmak bile istemiyor. Marksist sistem yetmiş yıl içinde eşitlik yalanı altında İnsanlığın bütün manevî değerlerini sömürdüğü için ardında çürümüş, insanlık meziyetlerini yitirmiş köhne toplumlar bıraktı. Kapitalist sömürünün etkisini azaltmak, insanlara bir umut penceresi açmak için bir ümit ışığı yakmak isteyen sosyalist eğilimler ise her geçen gün sonu gelmez çelişkiler içinde şekil ve renk değiştiriyor. Farkında olsa da olmasa da sömürünün sağlam bir ortağı… Ümit insanlığın bu çılgın çıkmazlardan çıkması için kendi aklı ile ulaşacağı tek ümit ışığı yok.

Kur'an Dışında Çözüm Yok!..
Kur’an Dışında Çözüm Yok!..

Evrenlerin vazgeçilemeyen kesin yasalar kaynağı Levhi mahfuzun yeryüzüne yansıttığı, reddi mümkün olmayan tek nur yolu Kur’an’ın hükümleri tüm ayrıntıları ile toplumlara mal olmadıkça hiçbir ülke ekonomik, siyasi bunalımdan kurtulamaz. Zekât, infak vb. yoluyla insanları bir devreye bağlayıp faiz vebasından kurtulmadıkça maddi ve manevi servete kavuşmamız mümkün değildir. Yalnız israfı yasaklayarak enflasyonu durdurmak mümkün olduğu halde rant çevreleri, toplumları yararsız ısrarlarıyla faiz yasağını uygulamaktan menediyor.

Şüphesiz ki İslam ekonomisi bütünüyle akıl almayacak kadar muhteşem bir sistemdir. Haftada altıbuçuk gün çalışma zorunluluğundan tutunuz da işçi ile işveren arasındaki ihtilafta hakkın daima işçiden yana olduğunu emreden sırrına kadar her emri ekonominin içinde bulunduğu darlıkları aşmak için müthiş bir kuvvettir. Faizi tümden kaldırarak, teşebbüsü şirketleşme ilkesi ile sağlayan Kur’an ekonomisi, İNFAK ve ZEKÂT müessesesi ile insanları birbirine sevdirerek akıl almaz bir itici güce sahiptir.

Kur’an’ın bu harika ekonomik motiflerini bütün dünya yeni yeni anlamaya başlamıştır. Hatta bu yüzden Kur’an ekonomisine sapık yorumlar ve benzetmeler yapmaya kalkanlar bile vardır: İslam sosyalizmi, hatta yeşil komünizm. Halbuki Kur’an, ateistlerin uydurduğu komünizm, sosyalizm gibi ilkelere kesinlikle kırmızı kart göstermiştir.

Üretimini, tüketimini Allah’ın emrettiği Ahlak-ı Muhammedi sınırlarında yürüten bir sistemin birtakım ilkelere, kontrollere ihtiyacı yoktur, önce inanç sonra da ahlak sahibi insanların yönetiminde Kur’an’ın getirdiği sistemler kendi kendini kontrol ederek büyür, güzelleşir ve bütün toplumu huzura kavuşturur.

Toplumlara baktığınız zaman toplumları sömürüp ekonominin başına geçen kişilerin hemen karşısında otomatik olarak bir mafya sınıfı türemektedir. Diğer taraftan yalnız soygunculuk yapmaktan ibaret olmayan kapitalist sistemin sömürüp aç bıraktığı insanları beyaz zehir tuzağına düşüren bu dev soyguncular cephesi yavaş yavaş ülkelerin sınırını asarak ikinci bir tümör gibi milletleri istila etmeye başlamıştır.

Zaten inançları gitmiş ya da zaafa uğramış toplumlarda alkol salgını müşterek soygun sistemlerini geliştirmektedir ki, toplumdaki etkinlikleri devletin önüne geçecek kadar güçlenmiştir. En zengin ülkelerin en görkemli kentlerinde genç karısı ile cebinde parasıyla dolaşma imkânı yok gibidir. Diğer yandan zengin ülkelerin, sırf sistemlerindeki çarpıklığı gözden kaybettirmek için ileri sınırlara yücelttikleri demokrasi kavramları yavaş yavaş anarşi ile eşleşmektedir. Aslında dünyanın nereye gittiği, hangi uçurumun etrafında dans ettiği akıl sahipleri için pek aşikârdır. Geleceğin bu felaket çizgilerini ufo hikâyeleri ile, yıldız falları ile halkı oyalayarak geçiştirmek mümkün değildir.

Gerçek odur ki, Kur’an’ın sonsuz güzelliğini, akılalmaz ekonomi disiplinini kim fark eder, sapık yolundan dönerse o millet ya da ülke kurtulur. Aksi takdirde milletler ellerinde “çevre bilinci”, “İnsanlık sevgisi” yazılı afişlerle oyalanırken felaket uçurumuna yuvarlanır giderler. Bugün yeryüzünde her şeye rağmen biraz daha sağlıklı ülke görünen Amerika bir şeyleri anlamış ve farkında olmasa bile en azından kendi dinleri çerçevesinde Allah’a dönmenin yollarını aramaktadırlar.

Bir basit örnek vermek istiyorum. Amerika’da bir doktor tanınmış bir hastaneye iş için müracaat ettiği zaman istenen evraklar arasında hangi kiliseye devam ettiğini bildiren belge de vardır. Hani bizdeki uygulamanın tam tersi. Bizde büyük bir mevkiye tayinini bekleyen kimse, kendisinin inançsızlardan olduğunu göstermek için envai çeşit laiklik ve ilericilik taklaları atar ya

Amerikan taklitçileri iyice bilsinler ki kurallar Amerika’da tam tersinedir.

Geleceğe ait umudum eksiksiz olarak pırıl pırıldır. İnanan kadrolar Kur’an’ı gerçeğine uygun şekilde anladıkça bizim toplumumuz atalarının temsil ettiği o muhteşem Kur’an sırrına sahip çıkacaktır.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 24 Mart 1996 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.