Köktendinci

Dil açısından ciddi bir karmaşa yaşayan milletimize birçok kavramlar yutturmaca olarak sunulmakta, düşünceler, fikirler altüst edilmektedir. Bunlardan biri da bence çok önemlisi de “kökten dinci” kavramıdır. Batı’da “Radikal İslamcı Hareket” diye gündeme getirilen kavram, allanmış pullanmış, Türk kamuoyuna yeni kuşaklan ürkütmek amacıyla “kökten dinci” yaftasıyla piyasaya sürülmüştür. Türk kamuoyunu sasınmak isteyen “aydıncıkların” da çoğu bu sloganın arkasına geçmiş bedava tellallığını yapmaktadır.

Kökten Dinci
Kökten Dinci

Önce din kelimesini kavramını bilmeyenlere bir daha öğretmek istiyorum. Çünkü şimdiye kadar din kelimesini doğru dürüst bilen çok az insana rastladım. Din yaşam tarzında bir disiplin seçme tarzıdır. Bir kimsenin hıristiyan, musevi veya islam dinini seçmesi yaşam tarzını bu dinlerden birisinin ilkelerine göre disipline etmesi anlamına gelmektedir. Bir insanın kendi basına bir hayat tarzı seçerek yaşama tarzını din kurallarına göre disipline etmesine rağmen “ben dindarım” demesi önce lügat bilmediğine, sonra dinlerin amacını ve gerçeğini bilmediğine işarettir. Birçok konularda olduğu gibi Batı’dan örnek vermek zorunda kaldığım için üzgünüm. Ancak Batı’da hiç kimse ben hıristiyanım dedikten sonra hıristiyan ilkelerine ters düşecek davranışlarda bulunmaz. Konuyu siyasi açıdan incelerken biraz sonra daha çarpıcı örnekler vereceğim. “Radikal” kelimesiyle bunun tam karşılığı olmamakla beraber, “kökten” diye ifade eden siyasi kavrama gelince, yine Batı’da “Radikal Politika”dan kasıt, ciddi, sınırları tayin edilmiş, amaçlarından sapmadan yürütülen politikalara verilen ek bir tanımdır. Bu açıdan baktığımızda din kelimesini partinin ismine koyan veya koymadan bu amacı hedefleyen partiler ilkelerini kastettikleri dine göre savunan partiler anlamına gelmektedir. Avrupa’da hıristiyan partileri genelde “Hıristiyan Demokrat” ismini kullanmaktadırlar. Bu partilerin hiçbir siyasi davranışları, hiçbir sosyal olaya bakışları ve kanunlara yaklaşımları hıristiyanlık ilkelerinin dışına çıkamaz. Çünkü halk onlara oy verirken bu istikamette davranacaklarını bildiği için rey vermiştir. Bir örnek verirsek, kürtaj ya da doğum kontrol haplarının kullanılmasına her ülkede bu partiler karşı çıkar. Cinsî sapıklığın her türüne, porno yayınlarına ve ahlaksızlığı teşvik eden özgürlük adına ortaya atılan her davranış, karşısında Hıristiyan Demokrat Partileri bulur. Bu partilerin ismi demokratiktir ama bütün siyasi eylemleri radikal bir hıristiyan partisi görünümündedir İsrail’deki “Nikup Partisi” de musevilik açısından radikal dinci bir partidir. Bu parti Museviliği ve Tevrat’ı yanlış yorumlayan hahamların tasarrufunda olduğu için gerçekten insaniyet açısından ürkütücü, korkutucu prensiplere sahiptir. Yahudiler dışındaki insanlara eziyet edilmesinin, hatta öldürülmelerini mübah sayan bir görüşe sahiptir. Ancak hiç kimse ne Amerika’da ne Batı’da bu partiye kafa tutamaz ya da kestiremez.

İslamiyet açısından “Radikal İslamcı” kavramını düşünürsek, sorun çok değişiktir. Radikal İslamcı demek bir fert söz konusuysa görüşlerini, fikirlerini, yaşam tarzını İslami açıdan taviz vermeden yürüten kimse demektir. Politika açısından ise durum yine aynıdır, ilkelerini islam dininin temel felsefesinden taviz vermeden yürüten bir politikayı savunmak demektir. Ancak “İslamı Radikalizm” açısından fevkalade önemli ve hassas bir nokta vardır. İslam akıllara durgunluk verecek derecede büyük bir toleransın ve hoşgörünün temsilcisidir. Binaenaleyh dünyadaki yanlış örneklerini kurcalayarak değil de, gerçeği anlamak açısından bu noktayı çok iyi bilmek lazım gelir. Tarih boyunca hıristiyan ve Yahudi radikalizmi, kendinden başkasına hak tanımayan bir taassubu temsil ettiği halde, gerçek İslam Radikalizm’i en hoşgörülü ve özgür toplumların ana yapısını temsil etmiştir.

İslam radikalizmine örnek ararken dünya gerçeğinden, Kur’an gerçeğinden kopmuş birtakım şaşkınları örnek göstermek, hem tarihe karşı hem de insanlık gerçeğine karşı büyük bir hıyanettir. Çok net ve açık bir şekilde ifade ediyorum. İslam radikalizminin en net örneği Fatih’dir. Fatih’in koca bir imparatorluğu tarihten silerek İstanbul’da kurduğu büyük medeniyetin yapısında bir tek menfi çizgi gösterebilir misiniz? Asırlar boyu devam eden bu yönetimin bir tek insana eza ettiğini, zulmettiğini söyleyebilir misiniz? İslam’a çamur atma şirretliğinden kurtulamayan herkesi utanmaya davet ediyorum. Fatih İstanbul’da yaşayan bütün cemaatlere istediğiniz mahkemede yargılanmak hürriyetine sahipsiniz dediğinde, o zaman İstanbul’da bulunan çeşitli cemaatlerin idrakleri çatlamıştı. Böyle bir yönetim yeryüzünde olabilir mi diyorlardı.

Hele Fatih, İstanbul kiliselerinin temizlenmesi için devlet kesesinden memur tayin ettiği zaman ve bu kültelerinin vaftiz kazanlarıyla kutsal kazanlarının gülsuyu ile yıkanması için devlet hazinesinden tahsisat çıkardığı zaman papazlar kendi hücrelerinde haysiyet duyguları ile hayret gözyaşları döküyor ve şükranlarını dua ederek tamamlıyorlardı.

Batı, çirkin yüzünü gösterip Osmanlı’yı parçalamak hevesine düştüğü zaman akılalmaz propaganda ve hilelerle Anadolu’daki Hıristiyanları kazanmak için bütün gayretlerinin boşa çıkışını İslam Radikalizmi’nin insancıl yüzünde gördü ve sezdi. Birinci Cihan Savaşı’nda bile Ermenilerden başka destekçi bulamadı.

Allah aşkına sevgili gençler! Kendinizi cahillerden değil de kendi tarihinizden öğrenmeye çalışsın. Fatih radikal bir İslamcıydı. Sizi korkutmak istedikleri örneklere değil, Fatih’in zihnindeki radikal İslamizmi yakalayın!

Ben radikal bir radikal İslamcıyım. Ve bu benim hayattaki en büyük onurumdur. Bu kavrama karşı kimler ürküyorsa, kimler korkuyorsa korksun! Bizim mücadelemiz insanlara güzellikleri, dolayısıyla Kur’an’ı anlatabilmek mücadelesidir. Allah’ın sevgilisi yüceler yücesi Fahr-i Kainat Efendimizin ahlakı ise radikalin de radikalinde, terkedemeyeceğimiz evrenin temel eksenidir. Cahillere aldanmayınız! Onlar evrenin ahlakında bile fizik çizgiler halinde çizilen aşk ve sevginin varlığından bihaberdirler. Sizi özgürlük ve İstediği gibi yaşamak çizgisine çekme gayretleri vahşi bir evren inancından doğmaktadır. Onlar tabiat dedikleri müstakil kör kuvvetler tarafından yönetilen kör bir dünyada yaşadıklarını sanıyorlar. Yıldızların her gün birbiri üzerine düşeceğinden korkuyorlar. Hâlbuki biz dünyamızı ve onun tabiatını ilahi ahengin sevgiyle yüceltilmiş bir nimeti olduğuna inanıyoruz. Bundan dolayı da gerçekten inananları çok seviyoruz. Hz. Ali (k.v)’nin dediği gibi “Hiçbir kâfir kendisine bir müminin acıdığı kadar acıyamaz”. Hırsımız, öfkemiz zaman zaman kelimeleri yırtarcasına sertleşmemiz sırf insanlık sevgisine karşı çıkan ve insanları çıkmaz sokaklarda hayvan gibi yaşamaya zorlayan yanlışlara karşıdır.

Allah bu milletin gerçekten insanlığı ayakta tutmak İçin gösterdiği çabalara ve sevgiye karşılık milletimizi kırmış ve ona lütfettiği İslam nimetini yüreklerde bugüne kadar muhafaza etmiştir. İnsanın özü yani asıl insanlık noktası yüreğindedir. Bundan dolayı sevgi ve güzellik vazgeçilmez radikal bir duygudur. İnsan herşeyden vazgeçebilir ama Yaradan’ından vazgeçebilir mi? Bütün hayatın gönüldeki özünde Allah’a bağlanıp yaşamak aslında “kökten insanlıktır”.

İşte ben “Kökten İslamcı” olmakla bu yüzden çok mutluyum ve iftihar ediyorum. Her sevginin gereği de yüreğimizdeki bu “kökten” çağrıya sadakatle bağlanmaya çağırıyorum. Eğer İnsanlar gerçekleri bilselerdi her rastladıklarına “Sen neden kökten İslamcı değilsin” diye sormaları gerekirdi. Allah milletin gönlündeki Muhammed (sav) sevgisine bereket versin. Ve herkes güzelliklerden yana olsun.

• Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 15 Şubat 1996 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.