Kına Yakanlar!

Refah – ANAP koalisyonu kurulacak diye bazı çevrelerde büyük bir telaş vardı. Ekonomik çıkar kavgasından tutun da laiklik yarışına kadar h

erkesin iç dünyasındaki hırsları sergilendi. Hatta bazıları utanmasa fener alayı tezgâhlayacaktı.

Refah aleyhine yürütülen tüm kampanyalara rağmen Erbakan, ciddi bir fedakârlık göstererek hiç kimsenin rahatsız olmayacağı bir sistemin teminatı oldu. Ne çare ki, nefislerin şuur altı korkuları birçoklarını tedirgin etti. Aslında sayısal bir araştırma yapılsaydı, bir anlamda anket biçiminde bir referandum, masum milletin çoğunlukla Refah ve ANAP koalisyonunu desteklediğini ortaya koyardı.

Ne çare ki, başta medya olmak üzere, çıkar çevreleri böyle bir işbirliğini daha baştan beri bilinçli bir şekilde tahrip ettiler.

Birçokları inanca karşı tepkilerinden, daha doğrusu yeni kuşakların İslâm inancına temayüllerinden korktular. Kafalarında eskiden beri mevcut olan safsata ile ellerinden içkileri alınacak, kılık kıyafetleri, tesettüre girecekmiş gibi tedirgin oldular. İslâmiyet, hiç kimsenin yaşam biçimine müdahale etmeyen, özgür düşüncesini görmezlikten, bilmezlikten geldiler. Refah Partisi koalisyonu, daha doğrusu Refah Partisi ne olduğu belirsiz bu kişilere illa hizmet vermek meraklısıymış gibi onu hedef tahtası haline getirdiler.

Aslında büyük bir tarihi fırsat kaçırıldı. Batı’nın çürümüş ahlakının tesiriyle geleneklerinden kopmaya yüz tutmuş kuşaklar, yeniden kaosa doğru yol alma sürecine girdiler. Batı ahlakının getirdiği perişan hayat tarzını ancak AIDS ve beyaz zehirde fark edebilenler, kendi yavruları tuzağa düştüğü zaman uyanabilen gafiller şimdi kına yaksınlar. Bin seneden fazla bir süreç içerisinde teşekkül eden İslâm ahlakını ve gerçek kültürünü tahrip edilmekten koruma dışında hiçbir yan düşüncesi olmayan Refah’ın kaybettiği bir şey yoktur. Bu memlekette kendi tarihinin ve kültürünün özlemini çekenler yaşamaktadır ve miktarları partilere verilen rey sayısına bağımlı olmayarak kesinlikle çoğunluktadır. Zaten milli bünyemizdeki en bariz hastalıktan birisi, ortanın sağ kavramıdır. Bu partilerdeki politikacılar, çoğunlukla inançlı olmalarına rağmen, ellerinden çekilip alınan milli kültürümüze karşı hiçbir tepki duymamaktadırlar. Böylece, mukaddesatçı milletin verdiği oylar hedefinden sapmakta ve Batılılaşma tuzağı altında her geçen gün milletin çöküntüsü devam etmektedir.

Refah koalisyonu olmadı diye kına yakma yarışına girenler, sosyal çöküntümüzün hızlaşmasını seyretmekten zevk alıyor olmalılar ki, koskoca bir milletin dünya üzerinden rüknü ve önemini, Batı’nın taviz şeklinde verdiği bahşişten ibaret sanıyorlar.

İnsanındaki karakter yüceliğinden, kültüründeki muhteşem varlığa rağmen, bir milleti Roma’nın eski vahşet arenalarına atarak yıkılışını seyretmenin insafsız zevkini yaşayanlar, bu koalisyonun başarısızlığından çok mutlular, elbette kına yakacaklardır. Fakat söylediğimiz gibi, hırsızlığın, rüşvetin, haksızlığın kendi kuşaklarını kemirerek, beyaz zehirin ve AIDS’in önüne attıkları zaman, kınalarının rengini yıkayarak çıkaramayacaklardır.

Batı’nın ahlakına hayır, teknolojisine evet diyen insanlara karşı çıkmak, o sefih hayat yaşanmadan Batı teknolojisi elde edilemez diyen zihniyet, bizzat Batı’da kendi kendini tüketip bitirmiştir.

Batı’nın modern hayat dediği muhteris hayat, zaten köşelenmeden yaşanmaz. Yeni kuşakları, sosyetenin acayip görünümlü barlarına özendirerek yeni yetişen bir insanı vatan sevgisine çekmek mümkün müdür? Zaten büyük ölçüde zenginlere prim veren eğitim politikası, milletin asıl evlâdı olan nesilleri, daha ilkokul çağında perişan ederek ümitsizliğe sevk etmekte, özel okullara giremeyen ya da ders alarak Anadolu liselerine girmekte başarı gösteremeyen nice masum yavruyu demoralize etmektedir.

Karın doyurmakta zorluk çeken nice masum aileler, sırf görüntülü medyadan aldığı reklâmlar dahi beslenme kaosları yaratmaktadır. Her yaştaki çocuğun televizyon seyrettiği saatlerde sekse ait iğrenç tanımlar 900’lü reklâmlarla apaşikâr sunulmaktadır.

Kına Yakanlar!
Kına Yakanlar!

Böylesine karmakarışık kültür yozlaşmasının seyrettiği bir ortamda, biraz daha inançlı insanların, iktidara gelme şansı kaybolmasına karşılık kına yakmayı yarış haline getirenlere söylenecek bir sözüm var.

Bu millet mutlaka kendi kültürüne, kendi özbenliğine sahip çıkacak, iktidarı mutlaka reyleriyle işbaşına getireceklerdir. Kınaya verdiğiniz para boşa gitmiştir, yoksa bizim üzüntümüz, gelecekten ümit kestiğimizden değil, şu anda kaçırdığımız fırsattan başka bir şey değil.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 29 Şubat 1996 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.