Kanserde Risk Faktörü

Kanser
Kanser

Bir insanda kanser ihtimali nedir? Hangi iç ve dış faktörler, tesirler birleşince kanser doğurur? İşte bu soruların en ilmi cevabı, risk faktörü dediğimiz tarif altında toplanır. Ne var ki, kanserde risk faktörleri her insan için değişmeyen, kararlı bilgiler değildir. Üstelik bu faktörler her kanser cinsi için değişiktir. Önce konunun kolay tanınması, kavranması açısından birkaç örnek vermek istiyorum.

Mesela, sigara içmek akciğer kanseri için bir risk faktörüdür. Kirli havası bulunan bir şehirde yaşamak da aynı hastalık için bir risk faktörüdür. İkisinin bir arada olması risk faktörünün artışıdır. Ancak bunlar rahim’ kanseri için geçerli değildir.. Bu tür kanserde de başka faktörler tesirlidir. Şu halde, değişik şartlarda değişik kanser türlerinin doğma ve gelişme riskleri vardır. İşte, çeşitli kanserlerde, şahıslara göre değişen risklere risk faktörleri hesabı denir.

Sık görünen kanserlerde risk faktörü hesabının ana hatları şöyle özetlenebilir:

1. Hançere ve akciğer kanserlerinde risk faktörleri: Kirli havalı şehirlerde yaşamak, sigara içmek, sigaraya erken yaşta başlamak, kronik bronşit ve bronşektazi hastalığı taşımak, kimyevi üretim yapan fabrikalarda çalışmak, kemik iliği açısından irsî rahatsızlıkları bulunmak (anemi, immunolojik rahatsızlıklar), 55-70 yaş arasında olmak.

Bu risk faktörlerinden ne kadarı bir arada ise, bu tür kanserlere yakalanmak o kadar muhtemeldir”. Birçok faktörü bir arada taşımak yüksek risk, bunlardan birini taşımak ise düşük risktir.

2. Meme kanseri risk faktörleri: Kadın hastalıkları sebebiyle hormonal siklusları bozuk olmak, moral tesirlerle stresler ve buna bağlı genel hormonal rahatsızlıkları olmak, çocuğuna süt vermemiş olmak (meme bezleri gelişmesini iyi’ sağlayamamış olması sebebiyle), meme bezlerine çeşitli travmaların yapılması, sık sık kist ve kronik iltihaplanmalar, soyunda meme kanserli birçok hasta bulunmak, prolaktin denilen hormonun fazla ve uzun müddet salgılanması, menapoz sırasında olmak, 45-55 yaş arasında bulunmak. Yine bu faktörleri birlikte taşımak yüksek risk faktörüdür. Mesela, soyunda, anne ve kardeşlerinde meme kanseri ‘bulunması yüksek risk değildir. Böyle bir hanım, yukarıdaki risklere karşı, normal kişilere göre daha dikkatli davranmalıdır. Mesele bütün riskleri bir araya toplamamaktır.

İlimde çok büyük değeri olan bütün risk hesaplarıı1a rağmen, kaidelere uymayan vak’alar da vardır. Ancak biz istisnalara değil, umumi kaidelere uymakla mükellefiz: Meme kanserinde risk hesabı daha önemlidir. Çünkü bu kanserin erken teşhisi kesin tedavi sağlar.

3. Lenf kanserlerinde risk: Kimyevi üretim, boya ve marangozluk işlerinde çalışmak, (benzol açısından), uzun ve devamlı ışın almak, uzun süren lenfatik sistem rahatsızlıkları geçirmek, soyunda kan kanserli. veya lenf kanserli bulunmak (soydan kasıt, birinci derece akrabalıklardır), bağışıklık sistemiyle ilgili yetersizlikler veya başka eksiklikler bulunmak, son yıllarda var sayılan fubu virüslerle temas sağlamış olmak, hormonal ve moral dengesizlikler içinde bulunmak.

Her şeye rağmen lenf kanseri riskleri tam açıklığa kavuşmamıştır. Yaş özelliği yoktur. Gençlerde daha geniş bölgelerde, yaşlılarda tek bölgede olma ihtimali vardır.

4. Kan kanseri riskleri: Genetik defektler taşımak, ışına devamlı maruz kalmak, enfeksiyonlara karşı tecrübesiz davranmak, bilhassa bebek yaşlarından itibaren devamlı ilaç almayı adet haline getirmek, vücudun bağışıklık ve lenfositer sistemini adeta güdük bırakmak.

Lösemide, virüs bulaşma riskini hatırdan çıkarmamak gerekir. Löseminin 8-10 yaş arasında çok görülmesi, hormonal denge ile ilgisi yönünden ilim adamlarım düşündürmüştür. Bu yaşlarda genel sağlığın ve moral sağlığın çok iyi dengelenmesi gerekir.

Lösemi riskinde çok önemli bir problem, sık sık enfeksiyon geçiren çocukların ateş düşürücülerle güçsüz kılınmasıdır. Bunun yerine iyi bir beslenme (tabii haldeki yiyecekler, bal, pekmez, süt, peynir, yeşil bitkiler) ile çocuğun  güçlü kılınması, bilhassa oksijeni yüksek, yeşili bol havada teneffüsünün sağlanması gerekir.

Çocuklardaki kansızlıklar da lösemi riski sayılmaktadır.

5. Rahim kanseri riskleri: Uzayan rahim boynu yaraları, bilhassa doğumda yırtılmış ve rahim iç derisi vajinaya doğru dönmüşse, hormonal denge (kadınlık hormonları açısından) bozuksa, sık kürtaj yapılmışsa, ruhî stresler çoksa, aile de kanser vak’ası çoksa, rahim başı kronik iltihaplar v.s. ile devamlı tahriş edilmişse, rahim kanserinde risk faktörü çok demektir.

Bunlardan birisinin mecburi tehdidi altında olanlar, diğer risklerden sakınmalıdır. Daha önemlisi, altı “ayda bir hücre kontrolü Y1lptırmak gerekir (vajen sıvısı smear [simir] muayenesi). Unutulmamalıdır ki, rahim kanseri erken teşhisle yüzde yüz iyileşme şansına sahiptir.

6. Cilt kanseri: Açık renkli ve ince derili olmak, güneşte fazla kalmak, yanık nedbeleri taşımak, xeroderma ve keratoz senil denilen cilt hastalıklarına yakalanmış bulunmak (bu iki hastalık yüzde yaygın hafif kabarık, çil ve leke tarzında serpinti1erdir; ikincisi yaşlılarda görülür), tahriş edilmiş kanayan benleri almak. Bilhassa burunda kapanmayan yaraları almak (burun cildi lenfatik düzen açısından zayıftır), devamlı ışın almak (röntgenci eli), cilt kanseri için mühim risklerdir. Bunların biri varsa, diğerlerinden dikkatle kaçınmak gerekir.

7. Mide ve bağırsak kanseri risk faktörleri: Soyunda sindirim kanserli yakım olmak, hipertrofik gastrit dediğimiz mide nezlesi, bağırsaklarda ömür boyu süren nezleler, spazmlar, kötü ve intizamsız beslenmeler. Bilhassa tek yönlü beslenme, yemek saatlerinin intizamsız olması, uzayan appendiks ve o bölgenin (çekum) iltihaplan, devamlı alkollü içkiler, taşlı safra kesesi iltihaplan, virus teorisi gereği çok eski yiyecekler yeme alışkanlığı (bilhassa Japonya bu konu üzerinde çok durmuştur).

Bütün bu riskler, sindirim sistemi kanserlerinin teşekkülünde mühim sayılmaktadır. Daha pek çok gerçek kanser türünde risk faktörü vardır. Ancak bunları teferruatıyla incelemek, konu çerçevemiz açısından imkânsızdır.

Netice olarak, kanserde daha önceki bahislerde tesirlerine temas ettiğimiz görüşler, genelde risk faktörleridir. Moral ve madde sağlığının gücü ne kadar yüksek olursa, kansere yakalanma ihtimali o nisbette azdır.

Yine, hayat tarzımız ne kadar mutedil olur, aşırılıklardan uzak kalırsak, kanserden de o kadar uzak kalırız. Unutulmamalıdır ki, kendimizi her yanlış harcayışımızda kansere doğru bir adım atarız.

Beslenmede tabi11iğe ne kadar yakınsak, teneffüs ettiğimiz havayı yeşil örtüye ne kadar yakın teneffüs ediyorsak, kanserden o kadar uzağız.

Yine hiç hatırdan çıkarmamak gerekir ki, bütün kötü şartlar kanseri doğurmayabilir ve en iyi şartlara rağmen kansere yakalanabiliriz. Bu daha uzak ihtimaldir ve bir yerde hücrenin kaderidir. Bu cümle bir fatalist ifade değil, biyolojik bir gerçeğin ifadesidir.

Bundan sonraki bölümde kanser hücresinin ve kanserin nasıl tanınabileceğini inceleyeceğiz. Çünkü kanserde, bilhassa erken teşhiste esas, belirtileri iyi değerlendirebilmektir.

• Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, Yeni Asya Yayınları, Kanser (İstanbul, 1983) kitabından alınmıştır.