Kafkasya, Rusya’nın İç Meselesi Olamaz!..

Kafkasya, Rusya'nın İç Meselesi Olamaz!..
Kafkasya, Rusya’nın İç Meselesi Olamaz!..

İkinci Cihan Savaşı’ndan sonra dünya haritası mümkün olduğu kadar sağlıklı bir şekilde çizilmek istendi. Birleşmiş Milletlerin kurulması ve sömürgeciliğin sona ermesi bir çok ülkenin sağlıklı bir şekilde bağımsızlık kazanmalarına fırsat verdi. Aslında Sovyetler Birliği olmasaydı dünya milletleri imkân oranında kültürlerini temsil eden devlet yapılarına kavuşacaklardı. Ne var ki, Sovyetler Birliği kendi kültürüne sahip olmayan dev bir yapıyı 85’e kadar sürükledi. Bütün ülkelerin korkulu rüyası olarak soğuk harp yıllarını kâbus gibi yaşattı. Ve sonra her mütecanis olmayan cisim gibi parçalanmaya mahkûm oldu.

Önce işgâl ettiği Avrupa ülkelerini terk zorunda kaldı. Daha acısı kendi ırkının ve kültürünün çok yakını olan Beyaz Rusya ve Ukrayna’yı kaybetmeye mecbur oldu. Ancak Türk devletleri konusunda büyük bir gerginliğe girdi. İstemeyerek her an gözü arkada kalarak 6 Türk devletinin bağımsızlığını kabul zorunda kaldı. Bu arada Kafkas bölgesinde Rus kültürü ve yapısıyla hiç ilgisi olmayan Türk-İslâm cemaatlerini kendinin bir parçası sayarak eritip yok etmeyi planladı. Rusya Federasyonu bayrağı altında bu milletleri kendinin parçası olarak ilan etti. Federasyon demek, birbirine yakın unsurların rızaları ile meydana getirdikleri bütünleşme demektir. Kafkasya’daki milletler ise (Gürcistan, Ermenistan, Dağıstan, Çeçenistan) bu federatif anlayışa elbette katılmadılar. Ermenistan, Amerikâ’nın da himayesinde bağımsızlığını daha rahat kaptı. Gürcistan ise Rusya’dan kaçıp kurtulacağının telâşı içinde.

APTALCA BİR SİNİR BUNALIMI

Çeçenistan ve Dağıstan için Rusya o kadar aptalca bir sinir bunalımı içinde ki bunlar benim parçalarım, bana başkaldırıp isyan edemezler mantıksızlığı ile iç meselem kavgasını veriyor. Bu iki ülke de gerek kültür bakımından, gerekse milletlerin yapısında hâkim damgalar sayılan din, dil ve ırk bakımından tamamen ayrı yapılıdır. Bu iki milleti benim parçam diye ilan edip sahip çıkmak, sonra da imhaya kalkmak resmen eşkiyalıktır. Olsa olsa azınlık statükosu uygulayabilir ki, bu da ancak Uluslararası hukukun çizgileri içerisinde söz konusudur. Batı hangi kör gözle bakıyorsa bir gerçeği görmezlikten geliyor. Benim iç meselem diyerek bir milleti yok etmek için açtığı savaşa seyirci kalıyor.

Yeltsin ve fanatik Rus milliyetçileri marksist yönetimin getirdiği baskı ve çirkinliklerden halkın nasıl nefret ettiğini bilmezlikten geliyorlar. Gerek Kafkasya’da yaşayan Ruslar, gerekse Ukrayna kendi yandaşları olan Rusya Federasyonundan öylesine nefret ediyorlar ki bir plebisit yapılsa hiçbiri Rusya Federasyonuna katılma yönünde oy kullanmaz.

SARHOŞ RUS ORDUSU

Savaş, şiddet ve baskı halkları öylesine yıldırdı ki, artık bu çirkin stillerle otorite kurmanın imkanı yoktur. Bağımsızlığa kavuşan Türk devletlerinde yaşayan Ruslardan hiçbirisi Türk devletlerinden ayrılmak şöyle dursun, onlarla sıcak sıcak dost olma gayreti içindeler. Her birisi Rusyâ’ya döneriz diye korku içindeler. Sarhoşluğuyla ün salmış Rus ordusu bile kandan ve vahşetten usanmış, başını dinlemek istiyor. Yeltsin ve Jirinovski bütün bu gerçeklerden bihaber hâlâ dünyanın en çirkin düşünce tarzı olan zorbalığı yaşatma iddiasındalar. Yeniden hıristiyan dininin etrafında toplanmak isteyen Rus halkını, sonu gelmez kavgalara sürüklemenin faturasını Yeltsin’le beraber bütün zorbalar ödeyecektir. Batı’ya gelince, batı kendi içindeki tutarsızlıkları görmezlikten gelerek Çeçenya dramını seyretmeye devam ederse Rusya’nın başına gelecekler batıya da büyük bir fatura ödetecektir. Rus ordusunun Çeçenya’daki başarısızlığı büyük bir kaos doğurmak üzeredir. Belki de Rusya’da mutlak bir anarşinin ve iç savaşın zilleri çalmaya başlamıştır. Bir süre sonra Batı, Rusya’nın ağzında gevelediği “iç meselemdir” dediği sözleri vaktinde reddetmemenin çaresizliğini yaşayacaktır. Belki de belli bir süre sonra Batı, Rusya’ya müdahale edecek bir masaya oturacak yetkili bulamayacaktır.

MARKSİST BUDALALIK

Rusyâ nın çöküşü asıl şimdi başlamaktadır. Bu dev bina­nın yıkıntısı Batı’ya çok pahalıya mal olur. Sanmayınız ki biz komşu olarak bu gürültünün altında zarar görürüz. Rusya Çeçenya’dan aldığı dersten sonra değil bize karşı tavır almak, küçük Türk İslâm devletlerinin yanından bile geçmeye tövbe edecektir.

Marksist budalalığın izlerini taşıyanlar hadiselerin altında umut kırıntıları arayabilirler. Fakat ben şimdiden haber vere­yim. Marksizmin sonu asıl şimdi gelmiştir. Dünyaya müthiş öcü diye gösterilen Kızılordu lösemiye tutulmuş, kan gibi kendi kendini yiyip bitirecektir.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 12 Ocak 1995 tarihli Beklenen Vakit Gazetesi’nden alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir