İsrail’e Ne Oluyor?!

İsrail'e Ne Oluyor?!
İsrail’e Ne Oluyor?!

Ortadoğu’nun bitmeyen çilesi haylaz oğlu İsrail’i taşıdıkça sürmeye mahkum… Dörtyüz yıllık mazisi olan kavgaların özünde denge politikalarının kurulamaması yatmaktadır. Aslında İsrail ne kendi rahat eden ne başkalarına huzur veren bir huya sahip değildir. Yıllarca hıristiyanlığa kanca atmış Roma’nın zâlim yöneticilerini hıristiyanlar üzerine salmıştır.

İslâmiyet güneşi doğduktan sonra İsrail ortadoğuda bir çıbanın neşterlenmesi gibi fitne baskısını kaybetmiş kendisi de sükûnet bulmuştur. Fahri Kainat Efendimiz (sav) yahudilerin özgürce yaşamalarını ve zulüm görmemelerini teminat altına almıştır.

Yüce kitabımız İsrail’in oynak politikasını tüm insanlığa tanıtarak bütün milletleri İsrail fitnelerine karşı uyarmıştır.

Osmanlı’nın zaafa uğraması ile petrol kaynaklarının keşfedilmesi aynı çağa rastlar. Böylece İsrail’in tarihinden gelen fesat huyu petrolcülerin oyunlarıyle yeniden hortlatılmış, yarım yüzyıldır İsrail Ortadoğu’da tam bir bela unsuru olmuştur.

İsrail’in özel kültürü, özel kimliği nedeni ile bir devlet hüviyeti taşıması yani bir anlamda varlığına müsaade edilmesi elbette zaruridir. Ancak bugünkü durumda gerek yapı bakımından, gerek İslâmî anlayış bakımından, gerekse politika açısından İsrail’in etrafındaki İslâm ülkeleri tam mânâsı ile perişanları oynamaktadır.

Zaman zaman tasavvur etmişimdir. Biz millet olarak tarihteki gücümüzü ve inancımızı kursak da bu bölgeyi işgal ederek herkese hakkı olanı verip düğümü çözsek diye…

İsrail’in son saldırısı gerçekten çok gergin olan bölge ülkelerini yaygın bir savaşa sürükleyecek niteliktedir. Kendi otobüslerine yapılan intihar saldırısını bahane ederek etrafına çılgın bir şekilde askeri hareket başlatan İsrail’in haklılığını dünya milletlerine kabul ettirebilmesi mümkün değildir.

Çünkü her atılan bomba, her akıtılan kan kin ve nefretlerin yeniden alevlenmesini gündeme getirir. İsrail unutmamalıdır ki; etrafını saran Arap ülkeleri hep bugünkü perişan hallerinde kalacak değillerdir. Bu ülkeler zaman içinde hem teknoloji ve silah açısından gelişecekler, hem de hiç akla gelmeyen Çin ve Rus desteğini sağlayacaklardır.

İsrail’in zaten huyudur!.. Hiçbir zaman işi tadında bırakmayı bilmez. İsrail ne yapmak istiyor?. Eğer İran, Irak, Suriye gibi ülkelere bile saldırır, gücümü gösteririm diyorsa bundan daha büyük yanlış olmaz. Çünkü henüz münferit olan terörizm böyle bir durumda öylesine yükselir ki, kişilerden çıkar terörist eylemler büyük kitleler tarafından yapılmaya başlar. Öyle zaman gelir ki İsrail kıyamete kadar huzur bulamayacak kargaşanın içinde kalır.

Dikkat ederseniz tarihte buna benzer hataları çok yapmıştır. Hıristiyanlara üst üste öyle akılalmaz zulümler yaptırmıştır ki; (Romalı zâlimlere) sonuçta Ortaçağ’da tüm Avrupa’da oturamaz hale gelmiştir. Nerdeyse Avrupa’da yok olma tehlikesindeyken Fatih’in müdahaleleri ile yeniden varlıklarını koruyabilmişlerdir. Yalnız unutmamak lazım gelir ki böylesine fitne saçmaya devam ederlerse onları kurtaracak bir Fatih gelmez?

Yahudiler politikada, ekonomide özellikle dünya medyasında çok önemli bir güçtür. Ama unutmamalıdırlar ki bu güçlerin tümü dünya malıdır. Ve zulüm yapanlar bu güçleri kaybetmeye mahkûmdurlar. Bence yahudi politikacıların Tevrat’ı iyi okuyup anlamaları gerekir. Aksi takdirde onlar için hüsran mukadderdir.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 18 Nisan 1996 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.