İnancın Ateiste Kurduğu Tuzak

Yüce kitabımızın mutlak mucizesi her yaşanan çağda ihtişamını hiç kaybetmeden devam eder. Bütün tarih boyu Allah düşmanları inananlara tuzak kurar dururlar. Kur’an böyleleri için “Asıl Allah’ın kuracağı kaçınılmaz tuzağı göreceksiniz” emrini hatırlatmaktadır. Yakın tarihi izlediğimiz zaman bu Kur’an emrinin ne kadar esrarlı bir şekilde tecellî ettiğini müşahede ederiz.

İnancın Ateiste Kurduğu Tuzak
İnancın Ateiste Kurduğu Tuzak

Osmanlı imparatorluğu’nu çok hileli bir tuzakla müttefikler aleyhinde savaşa sokarak İslâm dünyasını tümüyle esaret çemberine hapseden batı ‘Tamam… Artık bu iş bitti, İslâmiyet tarihe karıştı sanıyordu. Çünkü o tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu üzerinde oynanan oyunlar Türkiye kanadında Osmanlı Bankası’nın bankacılıkla ilgisi olmayan gizli bir salonunda kararlaştırılırdı. O salona servis yapan temelden dilsiz sağır bir personelin aniden kulağının açılması mucizesi içerdeki konuşmalardan kısa bir pasajın o tarihte yaşayan faziletli bir kaç kişiye duyulmasına sebep olmuştu.

Bu konuşma pasajı “Herkes etkileyeceği şahısları seçsin, mutlaka Osmanlıyı savaşa sokun. Bu savaşın amacı Avrupa’da askeri oyunlar düzenlemek değil, Osmanlıyı ortadan kaldırmaktırsözleriydi.

Yine o zatların kulaktan kulağa aktardıkları bilgilerden anladığımıza göre bu kişiler bütün gayretlerine rağmen kimseyi inandıramamışlar, bu toplantıdan çok kısa bir süre sonra Osmanlı kendisini savaşın ortasında bulmuştu.

Biliyorsunuz 1. Cihan Savaşı’ndan sonra bütün İslâm ülkeleri esarete mahkûm oldu.

Bir derviş kardeşim anlatmıştı… Adıyaman civarındaki bir kıymetli zat rüyasında Fahri Kâinat Efendimizin bir belgeyi yırtıp attığını seyretmiş… Sonra da bütün cesaretini toplayarak “Ya Rasulallah, bana lütfeder misiniz bu belge ne idi” deyince Fahri Kainat efendimiz,

“O Sevr Antlaşmasıydı” buyurmuştu.

İkinci Cihan Savaşı’ndaki teselli ise akılalmaz hikmetlerle doludur. Savaşın asıl galibi İngiltere elindeki bütün toprakları kaybederek elliye yakın İslam devletinin kuruluşunu narkozdan yeni ayrılmış bir hastanın rehaveti içinde seyretmek mecburiyetinde kaldı. Savaşta birdenbire ön plana geçen Amerika’nın özgürlükçü hevesleri, bir yandan da petrol menfaatleri İslâm dünyasının sağlıklı olmasa bile yaşama dönmesini sağladı.

KOMÜNİST RUSYA’NIN YIKILMASI İSE ayrı bir ilâhî mucize tuzağıdır, insanlarını marksist İlkeler yoluyla mânevî değer yargılarından mahrum bırakan bu dev ülke kendi kendini imha eden bir gizli silah gibi paramparça oldu. Ve yerinde yepyeni İslâm ülkeleri dirildi. Allah’ın doğuya da batıya da verdiği bu İlahi ders İslâm düşmanlarının akıbetlerini gözler önüne sermesi açısından büyük bir ibrettir.

Memleketimize gelince; İslâmî dirilişin merkez noktası olan bizde eğitim ve yetiştirilme tarzındaki ateist marksist uygulamalar başlangıçta pek çoklarına sevimsiz bir umut verdi. “İnançsız da olunabiliyormuş” hissini uyandırdı. Taa ki inançsız nesli en usta yetiştirdiğini iddia ettiği örnekleri hırsızlığı, anarşiyi, hatta bölücülüğü sembolize edene kadar…

Milletin ananevi ahlâk kavramları bu pislikleri hazmetmedi. Artık herkes anladı ki, inançsız yaşayan kuşaklar hırsız olur, anarşist olur ve ilk fırsatta milleti böler. İşte bu olay Allah’ın ateistlere karşı kurduğu büyük bir tuzaktır. Ve onları toplumumuzdan süratle tasfiye edecektir. Dikkat edin bakın inanca karşı en büyük tepki sahipleri bile inançlı belediyelerin uygulamaları karşısında pes demişlerdir. Basındaki suistimal rezaletleri belediye seçimlerinden bu yana bitmiştir, inananlardan hiçbir bölücü düşünce zuhur etmemiş kapılarında anarşi dolaşmamıştır.

Evet, ateistler, siz bu ilahi tuzağa düştünüz!.. İsteseniz de istemeseniz de inananların hâkimiyetine sabır göstermek zorundasınız.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 26 Mayıs 1996 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.