HAZRETİ EBUBEKİR

…İnfakta çok üstün örnekler sergileyen insan da Hz Ebubekir’di. Hz Ebubekir Efendimiz, bütün servetini köleleri ve cariyeleri satın almak için harcadı. Bu harcaması infakın sınırsızlığını göstermektedir. Öylesine harcadı ki, nihayet parası bitti. İki gündür yemek yemiyorlardı. Hz Ebubekir Efendimiz, “Ya Esma, farkında mısın? İnsanı zengin bilmeleri ne tuhaf… Bizi herkes tok sanıyor. Hadi bize kimse tasadduk etmesin, zaten kabul etmeyiz, ama bir dostumuz da yemeğe davet etmiyor. Ne yapalım, nasip böyleymiş” dedi… Tam o sırada kapı çalındı ve bir fakir gelerek Hz Ebubekir’den külliyetli bir miktar para istedi. Bunun üzerine Hz Ebubekir Efendimiz, “Şu anda üzerimde yok, ama dükkâna gidip bakayım, varsa getireyim” dedi. Eskiden ticaret yaptığı Yahudilerin bir tanesinden borç aldı ve onu adamcağıza verdi. Adam da “Allah razı olsun” dedi, parayı aldı ve gitti…

…Bir gün bir zengin, Hz Şibli’ye gelip, “Üstadım, sen çok büyük bir âlimsin. Zekatımı şimdiye kadar hep diğer din adamlarına hesaplattım. Bu yıl da sen hesapla” diye ricada bulundu.

Hz Şibli, “Benim zekat hesabım senin işine gelmez” diye cevap verdi.

Zengin “Ne demek? Sen nasıl emredersen öyle yaparım” diye cevap verdi.

Hz Şibli, “Peki hangi tarifeden hesaplamamı istiyorsun” diye sordu.

Zengin de şaşkınlıkla, “Zekatın tarifeleri mi var?” diye sordu.

Hz Şibli “Tabii. Mesela Hz Ebubekir tarifesi var, en iyisi o: senin hesabını o tarifeden yapayım. Kaç paran var?” diye sordu.

Zengin, “100 liram var” diye cevap verdi..

Hz Şibli, “100 liranı vereceksin, 5 lira da borçlanacaksın, 105 lira olarak zekatını ödeyeceksin” diye cevap verdi…

Hz Ebubekir, zekatını ve infakını borçlanarak tamamlamıştır. Ömrünü tamamladığı zaman da borçlu gitmiştir. Hatta dostlarına: “Sakın ola, benim borçlarımı hazineden ödemeyin; eğer çok samimi dostlarım çıkar, bir kısmını öderse, kalanını ben Cehennemde yanarak öderim, bu bana ait bir olaydır” demiş…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir