Gerçek Yüzlerini Gösteriyorlar

Aslında kendini yalancı pehlivan gibi teşhir edip, inançsızlar önünde kahraman pozu takınmanın hiç gereği yoktu. Halk Partisi’nin dört senelik koalisyon sırasında nelere sabrettiğini gördünüz mü? Bürokratlar, hatta kaymakamlar arasında bile inananlar varmış. Fakat Halk Partisi iktidarda kalıp çıkar dengelerini elinde tutmak için susmuş.

Galiba yalnız bizim ülkede bir âdet var: Ben senin ne kadar suçlu olduğunu biliyorum ama bugüne kadar açıklamadım.

Hemen hemen bütün politikacılarda âdet halinde. Hatta kendilerince kanunsuz saydıkları konuları bilip seçim zamanına saklamak. Halbuki eğer bir yanlışlık varsa onu anında açıklamak her dürüst ve şerefli insanın vazifesidir. Onu saklayıp bir taviz, şantaj vasıtası olarak kullanmak ise Bizans sahteciliğidir.

Gerçi Halk Partisi’nin millete rapor diye sunduğu şey, milletin özlediği görüntülerdir. Şimdiye kadar İSKİ benzeri birçok skandalların muhatabı olan yönetim, bunları ayıp ve zûl olarak görmüyor.

Fakat dürüst, haysiyetli bir bürokratın namaz kılmasını, eşinin başındaki eşarbı laikliğe saplanmış bir hançer, nerede ise milli felaket olarak prezante etmeye çalışıyor. Eğer dinine bağlı olmak tesettüre karşı saygıda bulunmak laikliğe saplanan bir hançerse milyonlarca hançer her gün onu belki de sizin tabirinizle arkadan vuruyor. Daha fazla can çekiştirmeden şu laik cenazeyi ortadan kaldırın. Namazı da kılınamayacağına göre millete yeni bir zahmet doğurmaz.

Gerçek Yüzlerini Gösteriyorlar
Gerçek Yüzlerini Gösteriyorlar

Politikanın elli’li yıllarda Anadolu’ya yeni yayıldığı dönemlerde memurların müdavimi olduğu, birkaç eşrafın ara sıra uğradığı şehir kulüpleri pek revaçtaydı. Burada pek çokları oturur, ahkâm keser ve geleceğe ait mizansenler hazırlardı. Milletten kopmuş bu zümrenin dediklerinin tam tersi ortaya çıkardı.

Şimdiden Halk Partisi her zamanki alışkanlığıyla kendisinin Mars’ta yaşadığını sanarak inananları millete şikâyet ediyor. Bu akıl almaz tavırla bir yandan da seçim yatırımı yaptığını sanıyor. Hâlbuki millet önümüzdeki seçimde yalnız inananlara rey vermeye azimli. İnanmayanları tasfiye etmek için de kendisinin o ihlâs dolu gönlünde planlarını çoktan hazırladı.

Sol medya aslında seçimlere kadar iktidarda kalmak istiyor. Hükümet indinde müşavir elbisesiyle dolaştırdığı ajanlar vasıtasıyla İslami gelişmeleri tetkik ederek jurnal defterini tamamlayacaktı. Yakın zamanda gerek sol medya, gerekse Halk Partililer koalisyonu bozdu diye Deniz Baykal’a ciddi olarak cephe alacaklar. Milletin sırtından CHP’yi silkeledi diye yaptığı gizli bayramın farkında olmayan Yılmaz, yeniden CHP’ye ortaklık ışığı yakarsa sine-i milletten büsbütün silinir. Doğrusunu isterseniz biz ortanın sağı diye kendilerine isim veren partilerin üst üste hatalar yaparak tasfiye olmasından ve sahneyi Refah’a bırakmasından yanayız. Ancak sol medyanın hırslı bir biçimde millete müslümanları şikayet etmesiyle, onları bir kez daha perişan haliyle seyretmenin tadını çıkartıyoruz.

Sol medya imam-hatip okulları etrafında oynadığı bütün oyunlara rağmen bu liselerin başarısı karşısında öyle aptallaşmış, paniğe uğramış ki, “İmam hatip liselerinde öğrenci sayısına göre, öğretmen sayısı normal liselerden fazladır. İmam-hatip liselerinin başarısı buradan geliyor” diye zırvalıyor. Hâlbuki imam-hatip liselerinde öğretmen sayısının fazla olması çok farklı dersler okumalarından dolayı doğaldır. Bunu dahi görmeyecek kadar bağnaz sol medyanın gerçekten hali hazindir.

Kendisini laiklik perdesi arkasına saklayan marksist ve ateist İslam düşmanları öylesine haindirler ki, göstermelik olarak “Biz dine karışmayız” demelerine rağmen ellerinden gelse sabah ezanlarını sustururlar, namaz kılan haneleri bile fişlerler. Bu milletin laisizm cinneti altında söylenen her türlü İslam düşmanlığını farkederek, kendi safının din cephesinde olduğunu çok iyi bilmesi, lazımdır. Aksi takdirde iyi niyetli fakat saf inançları neticesinde politikacıların arkasında yanlış partilerde dolaşarak inançlarına karşı mütecaviz olanları hoş görmek gibi bir gaflete düşmeleri kaçınılmaz olur.

İnanan bürokratları hazmedemeyen, dindar kaymakamı, tesettürlü kaymakam eşini millete şikâyet etme küstahlığını gösteren bu hainlerin gaflet ve dalaletlerini fark etmezsek o zaman biz de “dallin” oluruz.İnancımız odur ki ilahi takdir iç ve dış İslam düşmanlarının hazırlayıp ortaya koyduğu her siyasi krizi Cenab-ı Hak mü’minlerin zaferi istikametinde noktalayacaktır.

Seçimler, hükümet krizleri, hatta seçim kanunu oyunları milletin hasretle beklediği kendi iktidarını engellemeyecektir. Her vesileyle her olayı kendileri için kullanmak isteyenler, yakın gelecekte sine-i milletten silinip gideceklerdir. Refah kendi kadrolannı gelecek iktidarın sahibi olma bilinci içinde hazırlanmaktadır. Mümin kardeşlerimiz, imam hatip liselerinde yetişen yavrularının sıcak sevinciyle devlette var olmanın hazzını mutlaka göreceklerdir.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 28 Eylül 1995 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir