En İyisi Bunlara Her Seçimde Ders Vermek!

Değer yargılarımız o kadar perişan halde ki, her vesile ile inanan insan ve onlardan yana olan topluluktan, gazeteleri itham altında tutmak alışkanlık haline geldi.

Bir teröristin örgütlenerek yaptığı her türlü suç, hiçbir zaman ateist ve Marksist bağlantılar kurularak araştırılmazken, kazara sağ cepheden bir suç zuhur etse, çevresindeki bütün dostları, eğilimi olduğu partisi, okuduğu gazete bile büyük bir iştahla itham vesilesi sayılıyor.

Marksist ateist anarşistlerin hemen hepsi Cumhuriyet gazetesi okur. Siz hiç duydunuz mu böyle bir kimsenin soruşturulması sırasında suçlunun Cumhuriyet gazetesi okuduğundan bahsedilsin? Fakat sağ eğilimli bir kimse kazara muhallebicinin camını kırsa hemen hemen bütün sol gazeteler o kimsenin “Akit” gazetesi okuduğunu ciddi bir haber gibi duyurmaya çalışırlar.

Türkiye’de bütün inananlara potansiyel suçlu gözüyle bakan İslâm düşmanlarının sapık kini hiçbir zaman sönmez.

Onlar tesettürlü kızlarımıza bakarken bile nefret dolu yüzlerini gizleyemezler. İmam-Hatip liselerinin önünden geçerken kendilerini bir felâket içinde hissederler. Ezan okunurken yürekleri nefretle bunalır, kıvranır dururlar.

Eğer oy potansiyelleri, halkın desteği kendilerinden yana olsa inanınız ki, inananların özgürlükleri şöyle dursun, hayat haklarını dahi kısaltırlar.

Pek çoğunuz hatırlamaz, fakat bir zamanlar pek çok yerde ezan sesinden rahatsız oluyoruz diye hoparlörleri kısma faaliyetleri gösterilmiştir.

Zaten inanca karşı düşmanlık, gerek şeytanın benlik ve kıskançlık hırsından, gerekse Kabil’in ihtirasından doğarak yaşayan çok eski bir sapıklıktır. Müslümanların merhametli, hoşgörülü bu hainlerin toplumda cirit atmasının maalesef vesilesi olmaktadır. Son üçyüz yıldır bu merhamet, İslâm düşmanlarına karşı kaygısızlığa ve hoşgörüye mezun değildir. Tepkisi de şüphesiz ki inanç düşmanlarının davranış tarzıyla paralel olmalıdır. Madem ki günümüzde inanç düşmanları siyasi mücadele yürütmektedirler. Mesela inananların oylarını merkez sağ parti kavramı hilesiyle bölerek işi İHL’nin kapatılması konusuna kadar getirebilmektedirler. İnananlar da tepkilerini bu paralelde götürmelidirler. Yani reylerini inancından taviz vermeyecek siyasi bir partinin, Refah’ın çadırında toplamalıdırlar.

En İyisi Bunlara Her Seçimde Ders Vermek!
En İyisi Bunlara Her Seçimde Ders Vermek!

Bence Müslümanlıktan rahatsızlık duyarak, onu tahrip etmeyi amaçlayanlara verilecek en güzel ders, oylarını onları en çok rahatsız eden siyasi görüş etrafında toplamaktır. Aslında oy vermek sanıldığından ciddi bir faaliyettir. Oylarını İslâmî bir parti bayrağı altında toplamak, anlaşılmaz bir meskenet suskunluğu içinde kalarak oylama gününde gidip sandığa oyunu atmak değildir. Her inanan, çevresindeki inanan insanları dünyevi günlük siyaset çelişkilerinden kurtararak onun reyini Refah’a vermesini sağlamaktır. Eğer bir mü’min, Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararlardan rahatsızsa, buna karşı göstereceği tepki, ancak Refah’a oy vermek olmalıdır. O zaman İslâm’a karşı faaliyet göstermekten vazgeçemeyenler, yaptıkları yanlışı anlayarak susmak zorunda kalırlar. Böyle hassas bir oy bilincine sahip insanlarımız çoğaldıkça, bu siyasi gelişme Refah içinde de bilinçli bir gelişme sağlar. Böylece cemaatler arasında Refah’a karşı gösterilen tereddütlere de neden kalmaz. Partiler kendisini destekleyen insanların hamuruna uymak zorundadır. İslâmî cemaatlerin hiçbiri, İslâm ülkelerinin ve Kur’an çizgisinin dışına çıkamayacağına göre, bu cemaatlerin böyle geniş çaplı bir desteğin hiçbir siyasi sakıncası olmaz.

Unutmayınız, Refah’ın oy potansiyeli yükselmezse, ANAYOL üzerinde oynanan zoraki spekülasyonlar ve milletin perişanlığı sürer gider.

Çiller-Yılmaz gerginliğinin zoraki nikâhta meydana getirdiği ayyuka çıkan geçimsizliğine son vermenin çaresi de, Refah’ın oylarını hızla artırmasıdır.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 23 Mayıs 1996 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.