Çıkmaz Sokaktaki Işık!..

Çıkmaz Sokaktaki Işık!..
Çıkmaz Sokaktaki Işık!..

Milletimiz yirmi yıldır büyük bir hızla tarihinden gelen büyük İslâm sevdasını yaşama gayreti göstermektedir. Hele son on yılda en azından Kuran’a ve ezana sahip çıkmanın hevesi, genç hanımefendilerin başlarındaki tesettürden başlayarak dalga dalga toplumumuzu sarmıştır. Ne çare ki, şer kuvvetler büsbütün çıldırmış, bu uyanışı söndürmek için akıl almaz fitne ve riya senaryoları altında milletin gözünün içine baka baka, “Biz zaten Müslümandık, niye telaş edip Kuran’a koşuyorsunuz?” diyerek, İslâmi coşkunun önüne geçmek istiyorlar!

Avrupa’daki ateist fırtınanın estiği yılları bahane ederek Osmanlı’yı son döneminde ahlakından mahrum etmek isteyen bu hain zihniyet, şimdi de dalga dalga yükselen yeni İslâmi coşkuların önüne dünyada hiç kimsenin anlamadığı laiklik çılgınlığını getirerek tüm ümitleri söndürmek istiyor. Bu sinsi gayretler seçim kanununun hazırlanışından tutun da, ortanın sağı diye milleti acayip kamplara bölerek mü’min yüreklerindeki birliği yok etme hevesine kadar sürüp gitmiştir. Ne çare ki, Allah’ın bu milletin yüreğine verdiği İslâmi coşkuyu durdurmak, söndürmek, önlemek mümkün olmayacaktır. İcabında üst üste gelen yeni seçimlerle darmadağın edilmiş İslâmi cemaatler, tek yumruk halinde birleşecek, milletin bin yıldır taşıdığı bayrağı yeniden kapacaktır.

Medya, son seçimlerde büyük bir laiklik sevincine kapılmıştır. Hatta bu memlekette Müslümanlar seçim kazanamaz hayalini yaşamaktadır. Fakat işin gülünç tarafına bakın ki, bu konuda ANAP-RP işbirliğinden korkan medya, politikanın en gülünç yorumunu yapmıştır. Cuma günü medyayı dinlediniz. “RP ile ANAP’ın işbirliği yapması imkânsız, çünkü Berna Hanım istemiyor” çaresine sarılmıştır.

Aylardır üzerinde durduğumuz cemaatler bazındaki farklı görüş tefrikalarının işi nereye getirdiğini gördünüz mü? Haydi, bakalım, DYP’nin muhafazakârları Altıkulaç ve diğer mü’minler, ANAP içerisindeki Korkut Özal ve Ali Coşkun RP ile işbirliği yapmazsanız bile ona karşı gösterilen sevimsiz tepkilerin hesabını sormayacak mısınız? Yemininizi edip sıralara oturduktan sonra, iktidarın kilitlerini liberaller tasnifine tabi tutulmuş bir avuç din karşıtı kişilere mi teslim edeceksiniz?

Bu memleket bu kadar ucuz mu? Yılmaz-Çiller zıt kardeşleri, Başbakanlığı paylaşamıyorlar diye ya da Berna Hanım, RP koalisyonu istemiyor diye, millet hükümetsiz mi kalacak? Bir hafta önce Korkut Bey’in, RP-ANAP koalisyonunun olabileceği müsbet sözlerine karşı, “O yetkili kurul değil” diye feryat eden ortanın sağı liberalleri, Berna Hanım, Mesut Bey’e, RP koalisyonu için yasak kararı çıkarınca niçin susuyorlar? Ve ANAP’taki muhafazakâr ve mukaddesatçı kardeşlerimiz böyle bir beyanatın karşısında reyleriyle güç kazandırdıkları ANAP liderine ve yönetimine hesap sormayacaklar mı?

Eğer böyle ise ve böyle olacaksa çok kısa zamanda gelmesi muhtemel olan yeni bir seçimle, “Biz size verdiğimiz sözü tutamadık. İslâmdan yana bir iktidar kuramadık” diyerek, politikayı terk edebilecek misiniz? Çünkü böyle yapmazsanız, biz yeni seçimlerde karşınıza çıkıp, din hakkı için sizden tek tek hesap soracak, dünyadaki amel defterinizi Türk milletine açık seçik ilan edeceğiz. Ve mutlaka bu millet Refah’ı bulaşıksız olarak, ortaksız olarak iktidara getirecektir. O zaman millet, Refah’ın bile davranışlarını yakın takibe alarak yumuşak politikasını bir kez daha yakından inceleyip, gönlündeki iktidara kavuşacaktır.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 18 Ocak 1996 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.