Verem

Verem
Verem

Beşer tarihinde, öldürücü illetlerin en korkuncu verem, hâlâ bu vasfını muhafaza etmekledir. Tarih bakımından veremi, tâ eski Mısır Mumyalarına kadar tanıyoruz. Şu var ki, bu illet, en eski devirlerde bugünkü kadar kasıp kavurucu değildi. O devirlerde, mikrobu veremininkine çok benziyen cüzam, tahripkârlık noktadan veremden daha ileri bir mevkideydi. Asırlarca insan bünyesi cüzam mikrobile savaşmış ve onu hayli yıpratmıştır. Bugün cüzam, eskisine nisbetle yorgun ve (pasif) bir âmildir. Halbuki ayni mikrop sınıfından olan verem, cüzamın acık bıraktığı gediği fazlasile doldurmuş ve bu Asrın (karakteristik} âfeti haline gelmiştir. Asrımız bir taraftan vereme çare arar ve az çok bulurken, öbür taraftan da onu üretici saiklerin hepsine mâliktir.

Veremin başka hastalıklardan ayırd edilişi ve en ileri tedavi ve tedbir prensipine bağlanışı da, her şey gibi Resuller Resulü e başlar.

Kâinatın Efendisi, öksürüklü zaifleri ve hafif ateşli hastaları, çobanların yanma vermek tavsiyesile, veremlileri hem tecrit, hem de açık hava tedavisine tâbi kılarak, veremin o zaman müslümanlar kütlesi içinden silinmesini temin buyurmuşlardı.

Verem öyle bir illettir ki, tedavisinden evvel, tahaffuzî çareleri başlıca meseleyi teşkil eder. Hıfzıssıha bakımından veremi aşılıyan sebepleri, mikrop, bünyenin zarifliği ve ini istidat olarak üç şubeye taksim edebiliriz. Mikroplara bulaşmamaya çalışmak, bünyeyi kuvvetli bulundurmak, irsi istidadı da, ilk iki tedbiri âzamisine çıkararak yenmeye çalışmak, başlıca tedbir yoludur.

Ara yerde şu noktayı da belirtelim ki, vereme karşı mücadele mevzuunda, insana vehim verecek derecede garip tedbirlerin hiçbir faidesi yoktur. Kapıları mendille açanlar, ellerini sık sık kolonya ile yıkayanlar bilmezler ki, bu mikrop, mermerleri eriten (asit)lerde bile kolay kolay ölmez. Verem mikrobunun dehhaş hayatiyet ve mukavemetini, mikrop bahsinde kısaca izah etmiştik. Bu mikroba karşı tek yol, ona bulaşmamak ve bulaşıldığı takdirde vücudu kuvvetli bulundurmaktır.

Verem tedavisinde bugünkü tıbbın terakkisi, hastalığın terakkimle mebsuten mütenasiptir. Hattâ hastalık terakkisini daima bir kademe ileride kabul etmek yanlış olmaz. Her ne olursa olsun, bu mevzuda kültürlü insana düşen borç, en küçük arazların başlangıcında hemen kendisini tababetin koynuna teslim etmesidir. Bu yolda habersiz menfi bir Şarklı gibi değil, varlığı ve vücut hikmeti üzerinde tam şuur sahibi medeni bir insan gibi hareket etmelidir. Dinimiz, gerek insanlara aşıladığı ruh, gerekse onları tâbi tuttuğu temizlik rejimi bakımından, bu mevzuda yegâne muhafız olmak mevkiindedir. Fakat anlayan ve kavrayan için… Bugün bizi kavuran verem, başlıca giriş kapısını ruhi başıboşluğumuzda buluyor; ve bu kapıdan girdikten sonra da bütün madde kapılarını üstüste deviriyor.

Avrupada, hayat tarzının veremi inkişaf ettirmesine karşılık, tababet de bu illete çâre bulmak mevzuunda elinden seleni yapmaktadır. Son günlerde Fransız parlamentosu vereme karşı harp ilân etmiş ve 4 muhalif reve karşı 574 muvafık reyle (B.C.G.) aşısının tatbikini mecburî kılmıştır. Haber verildiğine göre Fransada 15 yap ile 30 yaşı arasında ölenlerin yüzde elliden fazlası hep bu dertten gitmektedir. (B.C.G.) aşısının tatbiki bu nisbeti düşürmüştür. Bir Fransız icadı olan bu aşı Avrupanın her yerinde tatbik edilmektedir. Zayıflatılmış verem mikroplarından ibaret olup 1908 yılından beri üzerinde çalışılan ve nihayet (pastör) Enstitüsü hocalarından ikisi tarafından keşfedilen bu aşı bugün dünyanın her tarafında tatbik edilmektedir.

Aşının bazı menfi neticeleri olmuşsa da butün tababette müsbete doğru giden bir mahiyeti bulunduğu inkâr edilemez.

Fakat bizce bu korkunç âfetin tek mücadele vasıtası ruhi ve onunla beraber içtimai sıhhattan başka bir şey değildir.

Eğer dinimizin her emrini yerine getirsek veremden uzak kalacağımız, sade dini değil, tıbbî bir hikmet olarak da isbatı kabil bir hakikattir. Din rejimi altındaki adamın bünyesi her zaman veremi yener.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, Büyük Doğu (03 Mart 1950, Sayı: 21) Dergisinden alınmıştır.