Vatandaşın Mesajı

Uzun zamandan beri seçim sonraları ortaya çıkan neticeleri vatandaştan gelen mesaj olarak yorumlamak hevesine kapıldık. Bu memlekette insanlarımız hiçbir zaman koalisyonu arzu etmedikleri halde çeşitli parti mensuplarının rey dağılımlarından ortaya çıkan sonuçlan “vatandaş koalisyon istiyor” özel bir keramet yorumuna tabi tuttuk.

Vatandaşın Mesajı
Vatandaşın Mesajı

Son bir kaç seçimde fark edildiği gibi insanımız yüzde seksen civarındaki bir çoğunlukla inançlarını oylarına yansıtıyor. Buna karşılık ağzı kalabalık sol medyanın işgüzarları ve lafgüzarları gerçekleri görmezlikten gelerek vatandaşın laik tercihler yaptığını ciddi bir varsayım olarak görüyorlar.

Olaylardaki gerçekleri görmek için lüzumsuz tartışmalara ve tutku haline gelen particilik kamplaşmasına bakmaya, onlar üzerinde tahlil yapmaya Türkiye’de Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi’nin liberal oyların temsilcileri sayarak orta yolun yüzde elliye yakın sempatizanı olduğunu iddia etmek çok ciddi bir gaflettir.

ANAP’dan Muhsin Yazıcıoğlu’nun reylerini Korkut Özal beyin ve diğer muhafazakârların reylerini ayırın bakalım. Meşhur liberal reyler yüzde sekizi geçer mi? Hatta dört yıl muhalefet yapmış Anavatan Partisi’nin reylerinin gerilemiş olduğunun gerçeğini gözden kaçırmak için Bülent Ecevit’in uydurma kılıfı bile yetmez.

Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye gibi kriz tepelerinde sıçraya sıçraya iktidar atı koşturan bir koalisyonun karşısında muhalefet bu kadar başarısızlık göstermez.

Anavatan Partisi’nin ayakta kalabilmesi ancak içindeki muhafazakâr adaylardan gelişebilmiştir. Tecrübesi bedava!

Anavatan Partisi kısa süre sonra olması muhtemel bir seçimde Refah’a yakın inançtaki adaylarını listeden çıkartsın boyunun kaç santim olduğunu seyretsin.

Türk milletinin son seçimlerde verdiği tek mesaj işte budur: “Ben Muhafazakâr inançlı milletvekili istiyorum.” Parti liderlerinin politikadaki dirayetine bakın ki, seçimin ertesi günü ortanın sağındaki partiler sol partilerle şiddetli bir şekilde ortaklık anlayışına koştular. Vatandaşın verdiği mesaja çok saygılı olduğunu iddia eden ANAP ve DYP liderlerine sormak istiyorum.

Vatandaş sol partileri kuyudan çıkarmak isteseydi bunun için sizden mi ricada bulunacaktı ki gidip gidip onları battıkları yerden getirerek Türk milletinin yönetimine ortak etmek istiyorsunuz. Sol partilerin yurt içindeki bölünmeleri teşvikleri ve kızıştırmaları siz sayın ortanın sağındaki partileri çok mu mutlu ediyor ki, onların elinden tutmadan cenaze namazına bile gitmek istemiyorsunuz.

Refah’ın aleyhinde yapılan bunca tezvirat, bunca çirkin sözlerden sonra vatandaş tercihini Refah’a yaptığına göre siz hâlâ milletin bu seçkin altı milyon oyunu hiçe sayarcasına “biz Refah’la bir masaya oturamayız” diyebiliyorsunuz! Allah aşkına bu cesareti nereden buluyorsunuz. Din aleyhtarlığı şuuraltına o kadar feci şekilde işlemiş ve benliğinizi öylesine kanserleştirmiş ki, inanç gücünden ve dürüstlüğünden şüphe etmediğiniz halde Refah Partisi’ni hasım olarak görmekten vazgeçemiyorsunuz.

Unutmayınız ki, Refah Partisi’ne karşı bu tutumunuz bundan sonraki ilk seçimde sizi Demokratik Sol Parti’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin çizgisine indirecektir. İnanmak istemeseniz de seçim sonuçlarının ortaya koyduğu ilahi takdir çizgisi bunalan ekonominin koşullan içinde kurmaya çalışacağınız hükümette sizi çaresizlikler içinde eritecektir.

Kendi halkına inanmayan, kendi halkının tercihlerini saygıyla karşılamayan ülkeler sistemlerini perişanlıktan perişanlığa sürükler dururlar.

Partiler içerisinde anlaşma, uzlaşma gayreti içerisinde olan mukaddesatçı arkadaşlara çok ciddi bir ikazım var. Millet liberal ekonomi flaması altında gelen ekonomik soygun oyunlarını anlamıştır.

Boşuna gayret sarf ederek sahte şöhretler yaratmaya çalışmayın. Bir an önce bu milleti inancına ve İslamca yaşama arzusuna uygun yönetime kavuşturun.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 07 Ocak 1996 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.