Dr. Haluk Nurbaki

Tesettür

Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Binlerce yıl önce denenip toplumları çöktüren ahlaki bunalımlar esir pazarında çıplak kadın teşhir eden fotokopilerini bu kez televizyonlarda tekrar ediyor. Ne yazıktır ki ne istediklerinden, ne yaptıklarından habersiz olan kadın haklan savunucuları da ağzını açmak cesaretini bile gösteremiyorlar. Tarihte Ortadoğu'daki Sodom ve Gomore kentlerini ilahi gazaba uğratan, Roma gibi dev bir imparatorluğu sona erdiren müstehcenlik senaryolarını hep beraber soğukkanlılıkla ve vurdumduymazlıkla seyrediyoruz.

Yeryüzünde yaşayan milletlerin, onları temsil eden toplumların mutsuzlukları hiçbir düşünen kafa için inkâr edilemeyecek kadar aşikârdır. İşin en ilginç yanı insanlık tarihi tanındığı günden bugüne çoğunlukla bu mutsuzluk aynı çizgileri değişik renklerde de olsa tekrar edip durmuştur.

Mutsuzluklar temelde sevgi eksikliğine dayanır. İnsanlar birbirini sevemedikçe hırçınlaşır, kavgalar yaygınlaşır. İnançsızlığın bir damgası olan şükürsüzlük de, buna eklenince mutsuzluk bir kâbus gibi toplumların üzerine çöker.

Tesettür

Tesettür

Mutsuzluktan kurtulmanın çaresini Yüce Kitabımız özellikle Sûre-i Bakara’da “Felaha” (mutluluğa) çağırırken net bir şekilde ittikaya yani Allah’a karşı saygı ve sorumluluğa bağlamaktadır. Şüphesiz ki insanların birbirini sevmesi toplumun çekirdeği olan aile düzeni içerisinde doğar. Hilkatin bir sırrı olarak ayrı psikolojik yapılara sahip erkek ve kadının sevgiye bağlı birliği ve dirliği mutluluğun temel anahtarıdır. Hayatın akışı içerisinde bu dengeyi sürekli koruyabilmek ise bu iki cinsin birbirlerine bakış açısı ve sevgi ceryanı ile mümkündür. Eğer kadın ve erkek arasındaki cazibeyi şehvet vitesine bağlarsanız kısa bir süre sonra cazibeler kaybolur, etkileşim söner. Bir erkeğin veya kadının aile yuvası içinde birbirlerine karşı sevgi ve isteklerini kesiksiz sürdürebilmeleri için hem erkeğin hem kadının cinslerine has manevi ceryanlarını telef etmemeleri gerekir. İşte tesettür dediğimiz güzelliklerin gizlenmesi olayı bu cazibeyi ayakta tutan en büyük kuvvettir. Kadının arzulanan, erkeğin arzulayan ceryanları sürdükçe aile içindeki sevgi devam eder. Tesettürün zıddı olan açılıp saçılma ise, erkeği arzulayan kadını da arzulanan varlık olmaktan çıkartır. Dolayısıyla her iki cinsin sevgi ceryanları kısa bir süre içinde söner gider. Bundan sonra artık ailelerde süregelen birliğin itici gücü menfaatten ibaret kalır. Bu kökleri kurumuş aile birliği eşleri ya ihanete ya da nefrete sürükler. Böyle toplumlarda yalnız varlıklıları sınırsız şehvet sapıklığına sürükleyen yanılgılar özellikle gençleri yanlış bir etkileşimle ahlaksızlığın çukuruna yuvarlar. Ve orta yaştan itibaren hem kadının hem erkeğin cinsel etkileşimleri biteceği için her iki cinsin maddi manevi gücü tükenir. İşte tesettür bu gerçeklerin ışığında tetkik edilirse yalnız ailelerin değil toplumların da ayakta kalarak varlıklarını sürdürebilmek için bir kilit işarettir.

Binlerce yıl önce denenip toplumları çöktüren ahlaki bunalımlar esir pazarında çıplak kadın teşhir eden fotokopilerini bu kez televizyonlarda tekrar ediyor. Ne yazıktır ki ne istediklerinden, ne yaptıklarından habersiz olan kadın haklan savunucuları da ağzını açmak cesaretini bile gösteremiyorlar. Tarihte Ortadoğu’daki Sodom ve Gomore kentlerini ilahi gazaba uğratan, Roma gibi dev bir imparatorluğu sona erdiren müstehcenlik senaryolarını hep beraber soğukkanlılıkla ve vurdumduymazlıkla seyrediyoruz.

Kur’an verdiği emrin müthiş bir takipçisidir. O açılıp saçılmayın demişse getirdiği sosyal yaraları pisokoljik, biyolojik, yasalar mutlaka bu emrin takipçisidir. Farkında mısınız bilmem, açılmış vücudlara bakanlar kalmadı. Ve yıllarca önce bir erkeği heyecandan heyecana sürükleyen kadın güzelliğini duvardan farksız hale soktunuz. Hilkatin bir san’at şaheserini teşhir ede ede ne hâle getirdiniz. Lanet olsun size!..

Gerçek gözüyle seyrediyor musunuz bilmem. Tesettürlü kadın mevcud güzelliğini kat be kat güzelleştirmektedir. İnanmıyan varsa denesin kendini aynada seyretsin.

Aslında güzelliğin vazgeçilmez bir parçası iç dünya­mızdaki sükûnettir. İnanan bir insanın bu sükûneti bulacağı aşikârdır. Onun bakışlarındaki mutluluk güzelliğin temel ışıklarından biri olarak gözlere yansıyınca her çehrede akılalmaz bir değişim sağlar. Tam aksine bakışlarında kıskançlık, ihanet gizlenen kimseler ise Allah’ın verdiği fizik güzelliği en alt düzeye çekerler. Ne makyaj ne estetik cerrahi arzettiğim bu kuralı bozamaz.

Yüce kitabımızın emrettiği çizgiler içerisinde ve Fahr-i Kâinat Efendimizin uygulayarak bize tanıttığı tesettürü, lüzumsuz gayretkeşliklerle sevimsiz hale getirmek ve insanları tesettüre karşı saygısız kılmak fevkalade yanlış ve yüce dinimizi rencide eden bir tutumdur.

Tesettürün en ilginç bir sırrı da İslamiyetin erkekle kadını eşit görerek onları toplum içerisinde birbirinden rahatsız olmayarak birlikte yaşayabilmeye teşvik etme hikmetidir. Kadın açılıp saçılmazsa toplum içerisinde düşünen, üreten bir varlık olarak erkekle eşit görüntü arzeder. Aksi takdirde müstehcenliği nisbetinde kendisine rağbet edilen bir eşya hüviyetine bürünür ya da İlgi görmediğinden sıkıntılanan bunalımlı bir kişilik kazanır.

Gelin siz tesettürün huzur getiren, sevgi getiren ikliminde mutluluğu seçin.


Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 9 Mart 1995 tarihli Beklenen Vakit Gazetesi’nden alınmıştır.

ALINTI VE KOPYALAMA: "NurbakiMektebi.com" ticari maksat gütmeyen, tamamen gönüllü katılıma açık bir iştiraktir! NurbakiMektebi.com'da, Haluk Nurbaki'nin umuma açık şekilde yapmış olduğu sohbetleri, vaazları, radyo ve televizyon programları kaleme alınarak yayınlanmakta; gazete ve dergi yazıları, ticari dağıtımı durmuş ve devam eden kitaplarından alıntılar kaynak gösterilerek yayımlanmaktadır. Bu bağlamda yayımlanan içeriklerin ulaşılabilir olması asıl gayemiz dâhilindedir; hakları saklı değil, tamamen açıktır. Ancak, alıntı ve kopyalama yapacağınız içerik sayfasına "bağlantı" vermeniz ve/veya "kaynak" göstermeniz zorunlu olmakla beraber, "ticari maksatlı yayınlarda" içeriğin tamamı veya bir kısmı hak sahiplerinden yazılı izin alınmadan kullanılamaz!