Tedavi Komplikasyonları

Kanser Bilmecesi ve Çözümü
Kanser Bilmecesi ve Çözümü

A— Kemoterapi kompilikasyonları: Bilindiği gibi kemoterapikanser hücresinin biosentez olaylarını bozma ve yıkma temeline dayan­maktadır. Bu nedenle: Kemoterapi kanser hücre­sini öldürdüğü zaman, normal hücre biosentezini de allak bullak eder.

Ne var ki, kemoterapi daha çok biosentezi hız­lı olan hücreyi etkilemektedir. Biosentezi en hızlı olan hücre kanser hücresidir. Zaten kemoterapinkı amacı da bu gerçeğe dayanmaktadır. Kanser hüc­resinden sonra kemoterapiden en çok etkilenen hücreler: sıra ile kemik iliği, deri altı, kıl kökü hücreleriyle gonatlardır. Mukoza epiteli de Kemoterapiden ileri derecede zarar görmektedir. (Sin­dirim sistemi epiteli)

1 — Kemoterapi ve kemik iliği sorunları: Ke­mik iliğinde Kemoterapinin ilk etkisini sanıldığının tersine eksitasyon şeklinde gösterir. Kısa bir mitoz süresinden sonra kemik iliğine baskılar başlar, so­nunda aplaziler meydana gelebilir. Kemik iliğine en az dokunan ilâçlardan biri onkovin ve Bleomisindir. Endoksan daha çok trombositleri etkilemektedir. Bunlara karşın tedavi plânlarımız içinde yer vermediğimiz Cis platinum Dakarbazin daha şid­detli etkiler yapmaktadır. Mitomisin C. Alkeran da kemik iliğini şiddetle etkiler.

2 — Sindirim sistemi sorunları. 5 FU. Methot-rexate, actnomycine D sindirim sistemi mukoza­sında: kusmadan ishal ve ünserosyonlara kadar sorun çıkaran ilâçlardır. Oncovin uzun sürede kul­lanıldığında ileus meydana getirir.

3 — Karaciğer ve böbrek üzerine ağır etkiler yapan ilâçlar genellikle lösemilerde kullandığımızı ilaçlardır. Yine Methotrexate ve mitomisin C her iki organı da şiddetle tahrip eden ilâçlardır.

4 — Mesane Endoksan ve Oncovin sistit yapan ilâçlardır.

5 — Deri sorunları: Endoksan, Adriyamisin, 5 FU, Metotraksat deride atrofiler yapan ilâçlardır. Özellikle kombine tedavilerde deri reaksiyonların­dan kaçınmak mümkün değildir.

6 — Bazı ilâçların da özel etkileri vardır. Bleomisin, Metotraksat akciğerlerde Fibroz. Adriyami­sin Miyokratta nekrozlar yapar.

7 — Gonatlara: hemen hemen bütün alkil ajanlar; bu arada endoksan ve lösemi ilaçlarının tümü atrofi tesiri yapmaktadır.

B — Radioterapi kompilikasyonları:

1 — Deri ve mukozadaki kompilikasyonlar: bunlar basit ölçüde radyodermit ve radyoepite’.it seklindedir. Bu reaksiyonların ılımlı kalması için haftada 1000 rad’ı geçmemek ve total dozda 6 bin Rad’ı aşmamak gerekir. Bu olumlu uygulamalar herhangi bir nedenle aşılırsa tedavisi çok güç nek­rozlar meydana gelir. Bu sınırlarda kalınırsa mey­dana gelecek sorunlar geriye dönücüdür.

2 — Sindirim sistemi sorunları, 1500 Rad’dan itibaren kusma, ishal gibi sorunlar çıkabilir. Sin­dirim sisteminde perfarasyon dahil vahim sonuç­lar doğabilir.

3 — Akciğerlerde 3.000 Rad’ın yukarısı Fibroz kalpte de 5.000 rad’ın fazlası miyokardit yapar. Si­nir sisteminde nekrozların sınırı 4.000 rad’dır.

4 — Kemik iliğinde 400 rad’dan itibaren aplaziler başlar. Yine göz kristalinde bu dozda katarakt görülür. Kırkırdak halinde olupta kemikleşmemiş çekirdekler 500 rad’da yeteneğini kaybeder.

5 — Gonatlara gelince: 1500 rad kısırlığa yol açar. 30 rad’dan itibaren genetik bozukluklar meydana gelebilir. Lenfoid dokuda ışına karşı çok hassastır. 400 rad’dan itibaren lenf hücreleri yete­neğini kaybeder.

C — Cerrahi kompilikasyonları:

Cerrahide kumpilikasyon daha çok endikasyonun yanlış konmasından doğan olaylar zinciridir. Eğer cerrahi sınırları aşmış bir tümör’e müdahale edilirse: tümör etrafında kurulu lenfatik baraj aşılacağından tümörün hızla yayılmasına yol açı­lacaktır. Sanıyoruz ki, bu kompilikasyon tüm kompilikasyonlardan daha ciddi bir sorundur.

KANSERDE PSİKOTERAPİ

Daha önce de değindiğim gibi: kanserde mo­ral çok önemlidir. Ne var ki, tıpkı beden sağlığı gibi ruh sağlığı da birtakım yasalar ve kurallarla den­geli kalmaktadır. Bunun ilkeleri iyi bilinmeden; hastaya kuru kuru iyileşme telkininde bulunmak, psikoterapi değil olsa olsa bir tesellidir. Halbuki kanserli hastanın ciddi bir psikoterapiye ihtiyacı vardır. Aslında bu konuda başlı başına bir kitap yazmak gerekmektedir. Ne var ki, kitabımızın ge­nel tedavi sistemi içerisinde hiç değilse bir özet yapmayı zorunlu gördüm. Kanser psikoterapisinin temel ilkelerini şöyle özetliyebiliriz:

1 — Önce hekimin moralinin gereğince düzgün olması lâzımdır. Bütün Dünya tıp merkezlerinde tesbit edilmiştir ki: maalesef kanseri tedavi eden hekim sık sık paniğe kapılmakta, bu yüzden de hekim moralini yitirerek hastaya yararlı olama­maktadır. Kanseri tedavi eden hekim iyice inan­malıdır ki: titiz ve bilimsel bir emek harcadığı zaman kanserli hastaya daima birşeyler yapabilir,

2 — Hastanın moralini ayakta tutacak ve ona psikoterapi yapacak organlardan birisi de hastanın yakınları ve çevresidir. Bu açıdan, hasta çevresi doktor tarafından çok iyi eğitilmelidir. Yaşlı göz­lerini kapıda silerek, hastaya acıyan gözlerle ba­kan hasta yakınları oldukça; hasta sağlığı düzene girmez. Çok iyi bilmek lâzımdır ki, hastalar özellikle kanserde çok duyar ve akıllıdır. Ondan sak­ladığımızı zannettiğimiz tüm gerçekleri bilmekte­dir. Bu yüzden hasta çevresindekiler ve hekim ken­di morallerini yıpratmadan ayakta tutmalıdır ki, hastaya psikoterapi yapmak mümkün olsun.

3 — Hastaya psikoterapi yapmadan hastalık hakkında ılımlı fakat gerçekçi bilgiler vermek ge­rekir. Meselâ hastalığın kronik olduğu ve geç geçece­ğini hasta bilmelidir. Hatta yenilemeler yapsa bile bunların da tedavi edilebilir olduğunu hastaya iyi­ce anlatmalıdır. Mümkünse hastanın anlayacağı dille özellikle ağrının nedeni ona anlatılmalı, bu suretle sabırla karşı koyması sağlanmalıdır.

4 — Hastaya yapılacak psikoterapinin temelle­ri şunlardır:

a — Hekim, hastada görülen en ufak iyiliği bile değerlendirerek, hastalığın kontrol altına alın­dığını, hastanın kültür seviyesine uygun bir biçim­de anlatacaktır.

b — Hastanın, hastalığı yenmesi için inancı is­tikâmetinde ciddi bir ruh gayretine sahip olması gerektiğini hastaya iyice öğretmek gerekir, inancı ve ruhi gücünün hastalığı nasıl yeneceğini bilim­sel olarak hastaya açıklamalıdır. Örneğin, hastanın savunma merkezlerinin ruhsal güçle nasıl kuvvet­leneceğini gereğinde beyin merkezlerini örnek gös­tererek, hastaya öğretmelidir.

c — Hastanın yatak temizliği, üst baş inti­zamı, traşı, hanımlarda makyajı titizlikle, düzenlenmelidir. Unutmamalıdır ki, hastanın traşlı so­luk bir çehre görmesiyle; daha diri görünüşü ara­sında moral açıdan büyük etkiler vardır.

d — Hastaları mümkün olduğunca yataktan uzaklaştırmalı, güçsüz hastaları bile sandalyada oturur, kitap okur, TV seyreder hale getirmeliyiz. Çünkü, yapılan tetkiklerde hastaların büyük çoğun­luğunun; kendi kendini ölüme terkedercesine yata­ğa mahkûm ettiği tesbit edilmiştir. Hastalarda böy­le bir moral panik tesbit edersek, çeşitli muayene­ler bahane edilerek, onları yataktan çıkarmaya gayret etmeliyiz.

f — Hastaların oda dekorunda sade, fakat canlı bir ortama dikkat etmek lazım gelir. Vazo çiçekleri yerine sevimli küçük saksı çiçekleriyle süs­lü bir oda, hastanın sağlıklı iken sevdiği renkleri hakim kılan bir yatak oldukça önemlidir.

g — Hasta ziyaretçilerine hastalık konusunda hiçbir şey konuşmamaları sıkıca tembih edilmeli, özellikle diğer kanser hastalarından kesin olarak bahsedilmemelidir. Yapmacık yalanlar hastayı ra­hatsız ettiğinden hastaya teselli açısından daima gerçek fakat basit ilgiler gösterilmelidir. Örneğin kilo almamışın fakat bakışların çok canlı kabilin­den. Şüphesiz ki, psikoterapi şartları ve koşullarıy­la başlı başına bir hünerdir ve bu hüner hekim-hasta kaynaşmasının mucizevi bir meyvesidir. Değil kanser gibi karışık bir hastalık; en ufak bir sağlık bozukluğu dahi bedensel ve ruhsal dengenin birlik­te sağlanmasıyle düzelebilir.

Şüphesiz ki: biolojik olayın en karışığı olan kanserde; beden + ruh ikilisinin beraber onarılması şarttır. Belki de çok ileri yıllarda hastalıkların tedavisinde daha pratik ve bilimsel psikoterapiler tesbit edilecek ve tedavi bu yönde ağırlık kazana­caktır.

Şimdi, yalnız iyi biliyoruz ki: tedavi sırasında çok ihmal ettiğimiz hastanın ruhsal sorunları bel­ki de tedavinin asıl merkezidir.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, Ankara Gazeteciler Cemiyeti, Kanser Bilmecesi ve Çözümü kitabından alınmıştır.