TABİİ AFETLER İLAHİ CEZA MI?


Bir zelzelede Mevlana’nın hayatında vardır. Biliyorsunuz Mevlana’nın son günlerine doğru Konya’da arkası kesilmeyen, bir haftadan fazla deprem oldu… Konya fay hattının üzerinde değildir, depremin en az olduğu bölgelerden bir tanesidir. Kendisini ziyarete giden Konya bir eşrafı veyahut esnafı «sultanım bir dua et, biz evlerimize giremez olduk, her gün bir deprem korkusuyla titreyip duruyoruz,» dedikleri zaman; «merak etmeyin evlerinize gidin, size ziyan gelmez, yerin karnı acıktı bir lokma alınca susar,» buyurdu. Hakikaten, Hz. Mevlana o gece dünyasını değişti. Âşıkların gönlüne intikal ettikten sonra da bıçakla kesilmiş gibi depremler bitti.

Tabii afetler dediğimiz takdirde, bunların zuhurunu gadab-ı ilahi ile karıştırmamak lazım. Bu çok önemlidir, birçokları bilmezler… Bir yerde bir deprem olduğu zaman, bir yerde tabii bir afet olduğu zaman hemen bir ilahi ceza gibi görmek isteyenler vardır, bu yanlıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir