Şeytan Gönle Giremez, Amma…

Şeytan Gönüle Giremez, Amma...
Şeytan Gönüle Giremez, Amma…

Yusuf Sure’sinde,  ‘Yusuf gönlü temsil eder’, ‘Yakup ruhu temsil eder’, ‘Kardeşler de nefsin on şiddetli özelliğini temsil eder’. Sure-i Yusuf’ta, Hz. Yusuf’un gördüğü rüyayı yoran babası Hz. Yakup’tur. Ayette, “daha önce İshak ve İbrahim’in ceddin olan İshak ve İbrahim’in soyuna nasıl bilgilerin tümünü ilham etmiş, öğretmişse sana da hadisatın te’vilini öğretecek” diyor. “Ve böylece sana verdiği nimeti tamamlayacak” diyor. Demek ki  Cenab-ı Hak hadisatın te’vilini öğretecekmiş Hz. Yusuf’a,  rüyanın mânâsı buymuş. Hiç alakası var mı, kafanızdan geçer mi, böyle bir rüyadan böyle bir yorum çıkacağına dair? Rüyada niçin on bir yıldızla bir güneş, bir ay secde ediyor… ve bu rüyadan çıkan netice ayetle  Allah, Yakup’un dilinden Yusuf’a Dolayısıyle hepimize verdiği mesajda diyor ki; “Sen hadiselerin te’vilini yapacaksın, yorumunu yapacaksın ve böylece Allah sana verdiği nimeti tamamlayacak” oğlum Yusuf diyor. Gönül denen şey fevkalade hassas bir plak gibidir. Yusuf rüyayı görür görmez, lisana döktüğü an bütün kardeşleri nefsleri rüyayı kopya yapıyorlar. Kopyalayabilmeleri için Hz. Yusuf’un ağzıyla rüyayı söylemesine lüzum yok. Yaptıkları kopyayı Hz. Yakup’a kıyasen, Cenab-ı Hak Yakup’un ağzından; “Kardeşlerin sana tuzak hazırlarlar. Seni yok etmek için, tuzağa düşürmek için tuzak hazırlarlar” dedikten sonra da kardeşlerin bu tuzağı hazırlar deyip orada bırakmıyor. Bir cümle daha ilave ediyor.” Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır.”

Demek ki nefiste meydana gelen düşmanlıklar, nefiste meydana gelen kıskançlıklar icraat için şeytan gemisine biniyor. Burada karşılıklı olan incelik şudur. Bir gönülde; ihtiras, hisset, şüphe, cebanet yani korkaklık, reyb kuşku, haset ve seyyaliyet yani bir türlü kararsızlık ve zulüm gibi hususiyetler varsa ki bunların her birisi Yusuf’un kardeşlerinden birini temsil eder. Böyle bir takım menfi hususiyetler gelir  nefste oturur. Demek ki şeytan, Yakup’un on evladıyla birlikte hareket ediyor. Onları gözetleyip duruyor.

Peki, şeytan niye kendisi gidip de Yusuf’u karıştırmıyor, karıştıramıyor? Çünkü şeytan gönle giremez, bunu unutmayınız! Gönle şeytan giremez, şeytanın girebileceği yer nefstir. Nefs olduğu için şeytanın girebileceği yer, gönle giremediği için, bir nefs bineği arıyor şeytan. Yusuf’a gelebilmesi için, Yusuf’a bir zarar verebilmesi için bir vasıtaya ihtiyacı var. Bu vasıta da Yusuf’un kardeşleridir.

Şimdi bunu alalım bizim iç dünyamıza: Şeytan bizim gönlümüze giremez ama gönlümüze girmekle vazifeli olduğu için bir vasıta arar. O vasıta da nefslerimizdeki mevcut deminki saydığım huylardır. Hissetiniz, kininiz, gururunuz, zulmünüz, korkaklığınız, kararsızlığınız, şüpheniz gönülde doğduğu zaman bunlar bilin ki Yusuf’un kardeşleri nefsinizde faaliyettedir. Çünkü Yusufunuzla (gönlünüzle) aynı vücut ikliminde nefsin tüm huyları mevcuttur. Gönlün kardeşidir bu duygular! Bu menfi duygular sizde doğduğu, faaliyete geçtiği ân ne olur, şeytan bizim gönlümüze bu duygular vasıtasıyla gelir oturur.

Âyetin bu kısmında şu halde bize verilen mesaj şudur: Gönlünüzde bir yüksek ilâhi lütuf gereği bir ilham, bir güzellik zuhur ettiği zaman kendi fikrinizden bile, kendi kendinizden bile saklayınız, bunu diyor. Aksi takdirde nefsinizle şeytanın işbirliği, o size gelen bereketli feyzi alır, götürür. Unutmayınız, nitekim Sure-i Yusuf da almış götürmüş.

O halde deminki söylediğime geliyorum. Hz.Yakup’un acele olarak âmân kardeşlerin duymasın demesindeki kasıt, iç dünyanıza düşen bir güzelliği sakın ola ki tekrar etmeyin, sakın ola ki ona-buna söylemeyin, aynen gönlünüzde kalsın, yalnız siz bilin. Eğer o güzelliği içinizde tekrar dahi etseniz, mutlaka nefsin içinde bulunan, Yusuf’un kardeşleri gibi hıyanet içinde olan şeytan tarafından tuzak hazırlanan bir sisteme râci olursunuz. Gidersiniz yazık olur. Unutmayınız âyetin birinci mesajı budur.

Cenâb-ı Hak gönlünüze bir güzellik verir birdenbire bir hasret çekersiniz: “Ah! Şimdi bir Medine’de olsam da Efendimiz’in taşını toprağını bir koklasam. Ayy! İçime emin ol geldi gibi, neredeyse gideceğim. İçime düştü aşkı, filan”gibi. Bu gibi gönle ait tüm güzellikleri dilinizle sakız etmeyin! Bu gönle düşen bir ilhamdır. Bunu sakız ettiğiniz takdirde boşa gönderirsiniz. Şeytan, bu gibi havadiste derhal telsizin başına oturur. Bütün teşkilatına tamim (genelge) gönderir: “Ahmet Efendi, Resulallah’a karşı şiddetli bir duygu duydu. Gönlünde bir ışık parladı. Gidin ne yapın yapın, Ahmet efendinin nefsinin bütün kardeşlerini bulun, Ahmet efendinin gönlünü (Yusuf’unu)  (on menfi) kardeşlerine, boğdurun!” diye yayın yapar.

Onun için âyet ihtar ediyor. Sure-i Yusuf çok azametli bir suredir. Aman içinize doğan bir ilhamı sakın ola ki faş etmeyin! Kendi gönlünüzde tutun. Kendi kendininize bile söylemeyin! Çünkü kendi kendine söylersen nefs şeytan işbirliği ile onu alır, gurura götürür. “Gördün mü, sen nasıl azametli bir adamsın, Resulallah’tan artık sana cereyan geçiyor. Tamam, senin işin, cennette sekiz dönüm tarla, bu dünyada evliyalık hazır” der.

Bütün bunlardan nasıl kurtulabileceğiz, bize bu sureler ne anlatıyor bunu şimdiye kadar bilmiyormuşuz, öğrenememişiz. Bu sureyi okuyup sadece vah Hz. Yakuba vah Hz. Yusufa diye ağlamışız! Halbuki gönüle düşen bir duygu fevkalade önemli ve tehlikeli bir canavarlar tarafından bekleniyor. Böyle at üstünde bekliyorlar, parçalayıp kapmak için! Peki, bunların koordinasyonu kim sağlıyor, Şeytan!

Şeytan sağladığı için âyet-i kerime diyor ki; şeytan sizin düşmanınız amma gönle giremez! Giremez amma tıpkı Yakup’un diğer on oğlu gibi nefslerinizde mevcut olan on adet menfi hassenin herhangi bir tanesine girer ve sizi can Yusuf’unuz olan gönlünüzü sonunda kuyuya sallar diyor. Ancak, Fahr-i Kainat Efendimiz, ümmetin rüyaları kime anlatılacağı hakkında buyurdukları gibi, gönle ait güzellikleri, rüyalarınızı ancak aptestli bir mümine anlatınız. Âyetin bu noktasındaki önemini hiç unutmayınız.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki’nin Cami Vaazları, Sure-i Yusuf sohbetlerinden derlenerek hazırlanmıştır.