“Şeriat Geliyor” Yaygaralarına Konan Nokta!..

“Şeriat Geliyor” Yaygaralarına Konan Nokta!..
“Şeriat Geliyor” Yaygaralarına Konan Nokta!..

Her şerrin bir hayra vesile olduğu tarih boyunca bilinmektedir. Bizdeki “şeriat geliyor” yaygaraları da milletin şeriat nizamını gerçeğine daha yakın şekilde anlamasına vesile oldu. Cumhuriyetin ilk yıllarında körpe dimağlara “Çöl Kanunu” benzetmesiyle yerleştirilmek istenen İslam düşmanlığı, şeriatın Kur’an nizamı olduğunu, itiraf zorunda kalmıştır. Kur’an-ı eleştirmek kimsenin haddi olmadığı için laiklik kavramları altında saklanılacak yuvalar aranmıştır.

Şeriat elbette Kur’an’ın topluma getirdiği içtimai ve hukuki bir düzendir. Kur’an hükümleri öylesine yüce hikmetlerle doludur ki, değil onu eleştirmek O’na hayran kalmak zekânın vazgeçilmez bir unsurudur.

Hal böyle iken birtakım ülkeler Kur’an hükümleriyle alakası olmayan birtakım uygulamalar yaptılar diye şeriata sataşmaya kalkmak yanlış ilaç kullanan doktora kanıp tıp bilimine isyan etmekle eşdeğerdir.

Şüphesiz ki tarih boyunca birtakım kavimlerin siyasi çıkarlarını şeriat şemsiyesi altında yürüttükleri bir gerçektir. Fakat yüce kitabımız ve Fahri Kâinat Efendimizin Asr-ı Saadet’teki Kur’anı uygulama gerçeği ortada iken yanlış uygulamalara benzetme yapmak mümkün değildir. Bence bir yazar veya fikir adamı şeriat adına yanlış bir uygulama varsa ona karşı çıkmalı, dolayısıyla şeriatı korumalıdır.

Çoğu insan farkında değildir, insanlığı ayakta tutan aslında Kur’an hükümleridir. Yanlış uygulayan ya da ona karşı çıkan izmihlale mahkûmdur.

Bugün Kur’an hükümleri insan özgürlüğüne öyle akıl almaz hükümler getirmiştir ki, bu hükümleri özgürlük ve insanlık lideri geçinen ülkeler bile uygulayabilme seviyesine gelmemiştir. Bunun en ilginç örneği Kur’an’ın hapis cezasına kırmızı ışık yakmasıdır. Çünkü Kur’an ve onu uygulayan Efendimiz (sav), hiçbir nedenle insan özgürlüğünün sınırlanmasına tahammül etmemektedir.

Yine Kur’an bütün milletlerin ilmi ve kadın haklarını reddettiği bir devrede gelmiş, ilmi hem farz kılmış, hem sınırsız bir bağımsızlıkla yaygınlaştırmıştır. Kadın hakları ise yeryüzünde ilk kez Kur’an’la eşit seviyeye getirilmiş, yeryüzünün gelmiş geçmiş en büyük hukukçusu Hz. Aişe’nin şahsında kadınların, ilimde, siyasette zirveye kadar yükselmelerine fırsat verilmiştir. Hal böyle iken korkunç bir sosyal fırtına içinde savaş bunalımlarının getirdiği dengesizlikleri Taliban’ın hırçın uygulamalarına bakarak “İşte islamda kadın hakları böyle kısıtlıdır” demek tam bir küstahlık örneği. Kur an hükümlerinin toplumlara uygulanabilmesinin en önemli koşulu şüphesiz ki insanların iman ile ve ahlak-ı Muhammedi ile yüceltilmesidir. Çünkü vahşi sırtlan sürüsü haline gelmiş bir toplumda Kur’an hükümleri ancak zorla yürütülebilir ki, Kur’an böyle bir uygulamayı kesinlikle yasaklamıştır.

Kur’an hükümleri içinde çok can alıcı bir örnek de “işçi hakları” konusudur. Bir kısmının şeriata öcü gibi baktığı dünyamızda, hele işçileri marksist düşüncelere sürüklemeye çalıştıkları günümüzde, Kur’an’ın işçi haklan konusundaki hükmünü uygulamaya hangi devlet cesaret edebilir. Çünkü şeriata göre hak, daima işçinindir, işverenin değildir.

İslâmiyetin günümüze kadar uygulanmasında tartışmasız şeriata en yakın uygulamalar Selçuklu ve Osmanlı devrinde yapılabilmiştir. Aşağı yukarı 1000 yılık bir tarihi temsil eden bu uygulamalar ise gerçekten dünya tarihinin insanlık adına öğünç duyulacak yıllarıdır. Bu örnekleri insaf sahibi herkes apaçık seyredebilir.

İnsanoğlu yalnız ülkemizde değil, dünyada da bir gaflet perdesi altında yanlışları yazmaktadır. Ülkemizin insanı aptalca propagandalara bakıp “Eyvah şeriat geliyormuş” gibi şaşkınlıkları oynayacağı yerde, sabahtan akşama kadar seyrettiği haksızlıkları, ahlaksızlıktan düşünerek “şeriat ne zaman gelecek” diye dua etmelidir. Ancak bu duanın vazgeçilmez bir gereği “Biz şeriat nizamına layık hale ne zaman geleceğiz” temennisidir. Birtakım kokuşmuşların “Eyvah şeriat geliyor” feryatlarına benim vereceğim cevap çok nettir… “Merak etmeyin!.. Şeriat size gelmez. Şeriat kim, siz kim?” Bence siz önce Allah’ın sizi hidayete erdirmesi için dua edin. Siz böyle gaflette kaldıkça şeriat size gelmez. Fakat bize gelecektir. Yüzde 24′ler, yüzde 40′a adaydır.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 24 Ekim 1996 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.