Reenkarnasyon Adana’da Var, Amasya’da Yok!

Reenkarnasyon Adana’da Var, Amasya’da Yok!
Reenkarnasyon Adana’da Var, Amasya’da Yok!

Reenkarnasyonla ilgili olarak yeryüzünde diyelim ki üç tane ki çok önemli misal varsa, altmış yaşından sonra resim yapmak gibi veyahut da bir insanın hayatını aynen anlatmak gibi, bu çıkarılmıştır üç milyona. Dikkat ediniz, bakınız, reenkarnasyon yalnız Adana’da oluyor. Niye peki Amasya’da olmuyor da Adana’da oluyor”? Oraya mı hep yeni, taze ruhlar sevk ediliyor? Bu, doğrudan doğruya insanları yalana sevk etmek için bir propaganda unsuru hâline gelmiştir. Reenkarnasyon hâdiseleri beni hiç şaşırtmaz. Bir adam gelse dese ki, benim hayatımı aynen yaşadığını ifade etse, çocukluk hayatımı, benim bile zor hatırladığım şeyleri anlatsa, “Ne güzel ruhum varmış, nasıl kopya etti?” derim. Yani reenkarnasyon dediğimiz hâdise, büyütülecek bir hâdise değil. Onlar ruhlarının kıymetini bilmedikleri için, ruhu içlerinde cüce, cılız bir cereyan sandıkları için böyle hâdiseleri mübalağa ediyorlar. Ruh çok müthiş birşeydir.

RUHUN SINIRSIZ YETENEKLERİ…

Ben size ifade edeyim. Bir ruh Cenab-ı Hakk müsaade etmek şartıyla bütün lîsanları konuşur. Bütün bilinmezleri bilir. Zaman diliminin öncesini de tamamıyla bilir.

Çünkü ruh, zamandan ve mekândan münezzehtir. Neden, Allah kendi ruhumdan nefh ettim diyor. Allah’a ait birşey olduğu için zaman ve mekânla mukayyet değildir. Onun için rüyalarınızda mâziden bir adam görüyorsunuz. Beş yüz sene, yedi yüz sene evvel yaşayan bir velîyi görüyorsunuz ve diyelim ki Hacı Bayram Veli Hz.’ni gördüm diyorsunuz. Nasıl tanıdın? Ruh tanır çünkü. Ruhun yeteneklerini bilmedikleri için, ruhun birtakım kısa devre yapan hâdiselerini almışlar, büyütmüşler. Birkaç tane hâdise olmuş böyle, ruhun yeteneği o.

Diyelim ki İngiltere’deki bir adamın ruhu, ruhlar âlemine geçişteki bir çatışmadan dolayı İtalya’daki bir adamın ruhuna ait bütün filmleri almış, kendi cereyanına. Adam tekrar gitti de İtalya’dan geldi, onlar tekrar oraya gitti zannediyor. Böyle bir şeyden dolayı değil.

Demin söylediğim gibi bir ruh isterse bütün insanların cereyanlarını alıp da o insanların bütün hayatındaki akıntıları, geçinişleri, dertleri, hepsini dile getirebilir. Görmediği insanları görebilir. Hiç tanımadığı insanla o insanın yaşadığı aşkı anlatabilir ona. Ruhun bu yeteneği çok sınırsızdır. Ama niçin peki bu kadar üzerinde duruyoruz? Reenkarnasyona inanan adam der ki, “Ben şimdi şu dünyaya geldim.” Diyelim hali vakti de iyi. Orada dünyaya geldim. Yaşayayım, keyfime bakayım. Hiçbir kayda tâbi olmayayım. Sonra bir daha fakir olarak gelirsem, o zaman ibâdet edeyim.” der. Bu, tümüyle Kur’an’a aykırıdır. Kur’an’daki bir âyeti zorla yorumlayarak Kur’an’da vardır diyen şaşkınlar hiç düşünmüyorlar mı, Ruz-u mahşere çıktığı zaman kime hesap verecek? Herkes hesap verecek. Yani tümüyle Kur’an’a aykırı bir hâdisedir reenkarnasyon. Dinlerin temelindeki felsefeyi, öldükten sonra diriliş ve hesap veriş müessesini yok eden bir şaşkınlıktır. Tâ bu eski Hint hurafelerine dayanır. Eski Hint hurafeleri, hayvanların, sırayla insan haline gelene kadar birtakım merhaleler geçirdiklerini düşünürlerdi. Bir nevi aptal bir evrim gibi görürlerdi. Bu, insanoğlunu saptırmak için kullanılan, arkasında mutlaka yine hakikat düşmanlığı olan bir propaganda unsurudur.

• Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, Damla Yayınevi, Kutsal Mücadelem kitabından alınmıştır.