Dr. Haluk Nurbaki

Kader Riyaziyesi

Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Gramofon diskinin üzerindeki iğne gibi kaderimizin nakışlarını nokta nokta terennüm etmekle mükellef oluyoruz.

Müsbet ilimler Yirminci As­rın başından itibaren kuru maddecilikten sıyrılmış, eşyayı, madde ve mâna külçesiyle bir ara­da mütalâa ve müşahede devresine girmiştir.

Bu arada, uzun yıllar ilim ka­nunları dışında kalan zaman mefhumu atom sırrını prensip bakımından ilk defa açıklayan (Aynştayn) ın eliyle riyazi kat­iyetlere doğru bir hendese davası mahiyetini almıştır. Malûm­dur ki, insanlar, kâinata yayıl­mış bulunan eşyaları üç buud içinde idrak ederler: Boy, en ve de­rinlik… Nitekim bütün madde il­mi, hacim mevzuunda bu esasların tatbik şekillerinden ibarettir. Halbuki  (Aynştayn) kâinatta üç değil dört, beş, belki de sonsuz sayıda buud bulunduğunu iddia etmiş ve bu meçhul sayıya (N) har­fini izafe etmiştir.

Kader Riyaziyesi

Kader Riyaziyesi

Bu vaziyete göre, kâinat hak­kında gerçek bir hüküm verebil­mek için (N) kadar buuda nüfus etmek lâzımdır. Bilhassa hatırla­manın zamanıdır ki, biyolojik tec­rübelerin de gösterdiği gibi bazı yı­lan nevilerinde beyin unsurunun üçüncü buudu görecek merkezi yoktur; yani bu hayvanlar üzerin­de yapılan ışık ve renk tecrübele­rinde, onların derinlik mefhumunu sezmedikleri tesbit edilmiştir. İn­san beyninde de derinlik buudunu idrak edici merkezin bulunma­dığı, tıbbî bir hakikattir. Ancak çift gözle görmenin girift ve itiyadî bir neticesi olaraktır ki, insan, üçüncü buud olan hacim mefhu­munu kavrayabiliyor. O halde ilk iki buuddan sonra, Üçüncü bu­ud un bile hayli zorluk isteyen bir idrak melekesine muhtaç bulun­duğunu anlıyoruz. Riyaziyenin bir mutası olarak, birinci buudun, ya­ni düz hattın cebir ifadesi, tek dereceli bir muadeledir. İkinci buu­dun, yani teşekkül etmiş bir sathın cebir ifadesi ise iki dereceli bir muadele… Üçüncü buud olan hacim esası, cebir muadelesini üçüncü de­receye çıkarıyor.

(Aynştayn) sayısız buudlar sis­temini geniş bir riyazi formülle belirtmiş ve (N) yerine (4) koyup muadeleyi hallettiği zaman, fizik­teki zaman formülüne ulaşmıştır. Mekân hükümlerinin, zamanla mu­kayyet olmadıkça kıymet ifade etmediğini gören (Aynştayn) dör­düncü buudu, kat’î olarak zaman kabul etmiştir. Şu halde mademki (Aynştayn) a göre kâinat mütenahidir, ona bağlı olan zamanının da, bir hendese sistemi olarak aynı tenahi prensibini belirtmesi lâzımdır.

Hattâ (Aynştayn) a göre Arz, üç buudlu bir sistemin, zaman sat­hiyle kesilmesinden doğan riyazi bir bütündür. Dâvanın en mühim noktası, zamanın, kâinatın her nok­tasında bulunmasının şart olmayışıdır. Zaman muayyen olduğuna göre, biz, (Aynştayn)ın aynen de­diği gibi «hep zaman halısı üzerinde sineklere benzeriz ve ona inti­bak zorundayız»

Buraya kadar (Aynştayn) ın bazı nazariyelerini göstererek, fakat daima o nazariyelerin seyrine sadık kalarak takip ettiğimiz dâvaya şimdi birdenbire yepyeni bir mecra ve terkip verebiliriz. (Aynştayn) gibi, bazı cepheler ile iman dâvasını kuvvetlendiren, bazı cepheler ile de bozan bir anlayış sisteminin ilk hu­susiyetini ikincisinden tefrik ede­rek bir senet diye kullanmak ka­bil olabilirse, şu hükmü vermek zaruri olur: Demek ki, biz önceden, namütenahi ince nakışlarla bir halı gibi işlenmiş zaman sat­hının üzerinde, belli başlı bir hızla atılan bilyelere benziyoruz. Bu takdirde, intibaka mecbur olduğumuz zaman sathının nakışlarını takip etmek bakımından, kader mefhumu kendi kendisine meydana çıkmış ve isbat edilmiş oluyor.

Gramofon diskinin üzerindeki iğne gibi kaderimizin nakışlarını nokta nokta terennüm etmekle mükellef oluyoruz.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, Büyük Doğu (23 Aralık 1949, Sayı: 11) Dergisinden alınmıştır.

 

ALINTI VE KOPYALAMA: "NurbakiMektebi.com" ticari maksat gütmeyen, tamamen gönüllü katılıma açık bir iştiraktir! NurbakiMektebi.com'da, Haluk Nurbaki'nin umuma açık şekilde yapmış olduğu sohbetleri, vaazları, radyo ve televizyon programları kaleme alınarak yayınlanmakta; gazete ve dergi yazıları, ticari dağıtımı durmuş ve devam eden kitaplarından alıntılar kaynak gösterilerek yayımlanmaktadır. Bu bağlamda yayımlanan içeriklerin ulaşılabilir olması asıl gayemiz dâhilindedir; hakları saklı değil, tamamen açıktır. Ancak, alıntı ve kopyalama yapacağınız içerik sayfasına "bağlantı" vermeniz ve/veya "kaynak" göstermeniz zorunlu olmakla beraber, "ticari maksatlı yayınlarda" içeriğin tamamı veya bir kısmı hak sahiplerinden yazılı izin alınmadan kullanılamaz!