İnsanın Kopyası Yapılabilir Mi?

Ataist ve materyalist düşünceler, bilimin her gelişme safhasında, inançsızlığa sermaye olsun diye tezler ortaya atar. Bunları bir ucundan ilimle irtibatlandırarak madde ötesini inkâr etmek ister. Böyle bir çıkış, son günlerde, bir koyunun kendi hücresinden aynının yapıldığı iddiası ile gündeme geldi. Bundan 22 yıl önce, Cambridge Üniversitesi’nde, bir kurbağanın bağırsak epitel hücresinin, aynı kurbağanın sperm hücresiyle döllendirildiği ve meydana gelen embriyonun ana kurbağa’nın aynı olduğu bildirilmişti. Altı yıl önce, bu yayının bir laboratuvar sahtekârlığı olduğu aynı üniversite tarafından resmen tebliğ edildi.

İnsanın Kopyası Yapılabilir Mi?
İnsanın Kopyası Yapılabilir Mi?

Genellikle ortaya atılan iddialar laboratuvar menşeli olunca, şüphesiz daha inandırıcı olmaktadır. “Kanaatime göre, koyun embriyosuyla ilgili genetik iddialarda, teyidi ve tesbid mümkün olmayan hatalar vardır. Fakat daha önemlisi, buradan yola çıkarak genetik mühendisliği üzerindeki sonu gelmeyen spekülasyonlardır. Genetik mühendisliğinin temelini oluşturan genetik şifre programlarının temel maddesi olan DNA henüz yapılabilmiş değildir ki, bu bilim dalında sonu gelmez senaryolar yazılıyor. Daha önemlisi, yapısal olarak tıpatıp birbirinin aynı olan, besin seçme yönünden farklılık gösteren paratifo A bakterisini paratifo B bakterisine çevirebilmek bile mümkün olmamıştır.

Bir canlının ayrımı tekrar biyolojide zaten kendiliğinden yürüyen bir ilkedir. Mesela mikroplar tıpatıp meydana geldiği diğer mikroba uyar. Bu açıdan aldığınız takdirde beş milyon yıl önce yaşamış bir mikrop hâlâ kendinin aynını temsil ederek devamlılık arzeder.

Daha büyük canlıların iki ayrı cinsten (Anne-Baba) meydana gelmesi, türlerin zenginleşmesi için ilahi bir tercihtir. Aslında, bilhassa hayvanlarda çeşidi renklerin, güzelliklerin temsil edilmesi, farklılıklar gibi görünebilir. Ancak biyolojik yapı, hayvanın kendi cinsine göre tıpatıp aynıdır. Davranışlarını etkilemez. Bir kedi, rengi farklı diye böcek ve fare yemekten vazgeçmez.

Bir canlının aynısını tekrar edebilme hevesi, elli yıldır materyalist laboratuvarı, özellikle insan yönünden devamlı meşgul etmektedir. Bu ısrardaki temel hata, insan temel yapısını hücreden ibaret saymaktan ileri gelmektedir.

İnsanın dört ayrı unsuru vardır. Beden, nefis, ruh, kalb… Bunlardan, yalnız beden, hücresel yapının temsilcisidir ve varlığını biyolojik kurallar içinde sürdürür. İnsanların karakter çizgilerindeki farklılık ve özellikler diğer üç unsurun, yani kalp, nefs ve ruhun partonajı altındadır. Akıl, zekâ, sanat becerisi gibi özellikler genetik şifreler üzerinde gezmez. Genetik şifrelerin üzerinde gezen biyolojik karakterdir. Bir ressamın ya da başka bir sanatçının çoğu sanatçı olmaz. Fakat kalp damarları arızalı olanın yeni kuşakları da bu genetik şifreyi taşır.

Genetik şifre yoluyla insanları tekrar etmek biyolojik olarak da mümkün değildir. Farzı muhal olsa bile, o zaman, ateist bilim adamları müthiş bir sürprizle karşılaşırlar. Fizik görüntü itibariyle birbirinin aynı olan yüzlerce insanın duygu, akıl, vicdan ve beceri açısından tamamen farklı olduğunu hayretler içinde seyrederler.

Karakter çizgileri itibariyle insanlar arasında çok enteresan bir benzerlik vardır. İnanç ve manevi değer yargılarından yoksul olan insanlar hırs ve zulüm bakımından tıpatıp biribirilerine benzerler. Bu hikmet, yüce kitabımızda “külli nefsin vahiden” emriyle bildirilmiştir. Yani manevi eğitim görmeyen vicdanı gelişmemiş insanların tümü, sırtlanların ortak karakterlerini taşımaktadırlar.

Biyolojinin birbirine benzer ya da birbirinin aynı tip insan yapmasına, bu uğurda laboratuvarları zorlamasına lüzum yoktur. Eğer ruhsuz ve kalpsiz makina insanlar istiyorsanız, dünya hızla manevi değerleri inkâr ederek bu çirkinlikler kaosuna yuvarlanmaktadır.

Fakat ilahi muradın gayesi, birbirinden üstün manevi değerleri seyretmektir. Bunun için, insanların gönüllerine verdiği heyecanla yüce kitabının ahlakî değerlerini yaşatacak yeni nesiller yaratmaktadır.

Kâinatta hiçbir olayın ilahi muradın dışında seyretmesi mümkün değildir. Eğer siz birbirinin aynı insanlar görmek istiyorsanız, gönülleri ilahi sevgiyle dolu mü’minleri seyrediniz. İşte onlar tıpatıp birbirinin aynıdır.

• Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 27 Şubat 1997 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.