Dr. Haluk Nurbaki

Dikkat!.. Milletin Beyni Yıkanıyor!

Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

...televizyonlar, spot mesajlar vererek birçok gazetelerde boy boy ilan verilerek milletin beyni yıkanıyor. Arkasına saklanılan perde de temiz toplum!..

Günlerden beri bazı televizyonlar, spot mesajlar vererek birçok gazetelerde boy boy ilan verilerek milletin beyni yıkanıyor. Arkasına saklanılan perde de temiz toplum!..

Sanki bu millet, yüzyıldır temiz toplumu bulmuş da şimdi kaybetmiş gibi!.. Farkında mısınız bilmem, fakat bana göre amaç, Türk milletinin tarihinde yakaladığı en büyük şansı; Refahyol’u sarsmaktır.

Susurluk olayları dolayısıyla PKK’nın Özel Tim’e olan düşmanlığı, Marksist eylemcilerin ülkücülere karşı olan hıncı bir araya gelerek, Yılmaz’ın biley taşında bilenmektedir. Elbette büyük çıkar çevrelerinin sinsi planları da sahneye yayılıvermiştir. Kopartılan kıyamete bakın ki, demokratik kitle örgütlerinin her biri ayrı ayrı tahrik edilerek adeta Marksist nümayişler haline getirilmektedir. 1 Mayıs sanıklarının küstahlıklarını fark ettiniz mi? Mahkemede bile adi şirretliklerini sürdürüyorlardı.

Dikkat!.. Milletin Beyni Yıkanıyor!

Dikkat!.. Milletin Beyni Yıkanıyor!

Bu gürültülü ve kaygan zeminde asıl amaç, Refahyol’u yıkmaktır. Bu yolda gerekirse rejimi bile feda etmeye hazırdırlar. Kurulduğu günden beri Refahyol’u içine sindiremeyenler, her fırsatta onu yıldırma denemesi yapmaktadırlar. Karşı cephenin beklentilerinin aksine, hükümetin kısa vadede büyük başarılar elde etmesi; yine karşı cephenin beklentilerinin tam aksine, çok uyumlu çalışması, Refah düşmanlarını çıldırtıyor. Onlar, Necmettin Erbakan gerçeğini kabul etmemek için direndiklerinden, hükümetin füze süratiyle kazandığı başarıları öylesine görmezlikten geliyorlar ki, denk bütçe, dev Güneydoğu projeleri akıl almaz bir hızla ilerleyen enerji başarıları, onların gözünde Bedri Baykam’ın sergisi kadar bile değer ifade etmemektedir.

İşte Türkiye’nin asıl büyük derdi, gerçek arınmayı nerede yapması gerektiğinin görmezlikten gelinmesindedir. PKK terörünün büyük şehirlerde doğal bir uzantısı haline gelen Marksist çeteler tamamen unutulmuş, bunlarla mücadeleyi canı pahasına yürüten emniyet güçleri hedef seçilmiştir.

Terör mücadelesinde zorunlu olan farklı timler, belki bazı noktalarda çok az da olsa hata yapmış olabilirler. Ancak, PKK ile savaşın zorunlu stratejik noktaları haline gelen özel tim ve köy korucuları müesseselerini ortadan kaldırmaya yönelik her türlü faaliyet, ilerde Türkiye’yi bölünmeye götürecek felâketçi hataların başlangıcı olur.

Marksistlerin hiç değişmeyen bir olayları vardır. Kendilerine hizmete vesile olanı acilen kutsallaştırırlar. Nitekim tam bir trafik terörünün temsilcisi olan kamyon şoförünü neredeyse kahraman ilan edecekler. Devletten haber sızdırıp yalan yanlış bilgi aktaranları vatanperver saymaktadırlar.

Beyler, kendimize gelelim. Önce kumarhaneler kralının bir mafya çekişmesi dolayısıyla öldürülmesini büyütüp, sanki vatan kurtarma toplantısından çıkarken vurulmuş gibi masumlaştırmayalım.

Bence, Türkiye’nin temiz toplum ihtiyacını, çok ciddi bir şekilde alarak takipçisi olmalıyız. Ancak bu temiz toplum kavramı bazılarının zannettiği gibi Susurluk olayına bağlantılı hadiseler değildir. Türk toplumu için temiz toplumun ana ilkeleri şunlar olmalıdır.

1 – Türk toplumunu yıllarca hiçbir yatırım yapmadan faiz kanalıyla sömüren çıkarcılar ekonomik yoldan tasfiye edilmelidir.

2 – Milli iradeye tahammülü olmayan, millet kendisini seçmediği zaman millete ahmak diyen aydın bozuntularının demokrasiyi tahrifleri engellenmelidir. Hiç kimse, çok sağlıklı ve başarılı hükümet iş başında iken ‘memleket batıyor’ sloganı ile demokrasiyi tahribe ışık tutamaz.

3 – Türkiye’nin altmışlı yıllardan beri sosyal yapısını, inançlarını tahrip eden Marksist çeteler, bu arada dünyada en büyük Marksist terör grubu sayılan PKK, kanuni yollardan tasfiye edilmelidir.

4 – Memlekette etnik ayini gündemde tutarak İslâm birliğini bozmak isteyen Türk – Kürt ayrımcılığı tamamen hafızalardan silinmeli, bu iki kardeşin sevgi bütünlüğü sağlanmalıdır.

Şüphesiz bu arada Alevi – Sünni ayrılığına yol açabilecek en ufak bir bağnazlığa müsaade edilmemeli, yıllardan beri siyasi iktidarların canlı tutmaya çalıştığı Alevi – Sünni ayrılığı da hafızalardan çirkin bir akrep gibi sökülüp atılmalıdır.

Son günlerde moda bir tanım olduğu için değinmek istiyorum. Memleketi, İslâm ve İslâm karşıtı gruplar halinde bölmek de fevkalade tehlikelidir. Bir İslâm ülkesinde İslâm karşıtı grup olmaz. Dini uygulamalarda daha zayıf düşünceyi savunanlar, hatta İslâma inanmayanlar bulunabilir, fakat hiçbir bahane ile, hele hele laikliği koruma bahanesi ile hiç kimse çok büyük çoğunluğu temsil eden İslâm dini’ne karşı gruplar oluşturamaz:

İşte biz, asıl temiz topluma ulaşmayı bu temel ilkelere uyarak başarabiliriz. Yoksa hukuken hatalı yanları bile olsa, emniyet mensuplarının üzerine kişisel hesaplaşma tarzında varmakla temiz topluma gidilmez. Susurluk olaylarında el marifeti ve cambazlık tarzında sadece belli kişileri suçlama, kısır siyasi çekişmeden başka sonuç doğurmaz.

Sayın Cumhurbaşkanı masaya Susurluk olaylarını yatırdığı zaman, lütfen vatanperver emniyet mensuplarının ve terör takibi ile yükümlü güçlerin de haklarının arayıcısı olsun. Aksi takdirde bu toplantı Meclisteki muhalefet – iktidar mücadelesinden farklı bir sonuç vermez.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 19 Aralık 1996 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.

ALINTI VE KOPYALAMA: "NurbakiMektebi.com" ticari maksat gütmeyen, tamamen gönüllü katılıma açık bir iştiraktir! NurbakiMektebi.com'da, Haluk Nurbaki'nin umuma açık şekilde yapmış olduğu sohbetleri, vaazları, radyo ve televizyon programları kaleme alınarak yayınlanmakta; gazete ve dergi yazıları, ticari dağıtımı durmuş ve devam eden kitaplarından alıntılar kaynak gösterilerek yayımlanmaktadır. Bu bağlamda yayımlanan içeriklerin ulaşılabilir olması asıl gayemiz dâhilindedir; hakları saklı değil, tamamen açıktır. Ancak, alıntı ve kopyalama yapacağınız içerik sayfasına "bağlantı" vermeniz ve/veya "kaynak" göstermeniz zorunlu olmakla beraber, "ticari maksatlı yayınlarda" içeriğin tamamı veya bir kısmı hak sahiplerinden yazılı izin alınmadan kullanılamaz!