Birileri Ne İstiyor?

Birileri Ne İstiyor?
Birileri Ne İstiyor?

Son günlerde memleketin kamuoyu gerek medya, gerekse ateist ve marksistler tarafından öylesine karıştırıldı ki kimin ne istediğini anlamak mümkün değil.

Marksist ve ateistler SHP içinde öylesine bir kargaşa ortamı yaratmışlardır ki, partinin ne istediğini anlamak, üst kademe yöneticileri tarafından dahi bir türlü anlaşılamıyor. Bir yandan cumhuriyetin, milli bütünlüğün sahibi olduğunu iddia edenler öyle dengesiz politikalar üretiyorlar ki bu politikalarla milleti ayakta tutmak mümkün değildir. Bir yandan inançlı insanları rencide ederek zorla tepki düzeyine çekmek isterken, bir yandan bir arada yaşamanın hoşgörü çizgisini arıyorlar ve bir yandan da batı taklitçiliğinin zirvesinde ahlaksızlığı gençler arasında yaygınlaştırarak toplumun geleceğini katlederken, bir yandan terbiyenin, saygının kalktığını avaz avaz bağırarak insanlardan melek sıfat yumuşaklık bekliyorlar.

Hele Türkiye’nin en büyük sorunları karşısında birbirine zıt, çelişki davranışları milleti büsbütün perişan ediyor. Yıllarca ihmal ettikleri doğu insanını koruyor havası içinde onların arasına nifak saçarak ayrılıkları yayma amacı ile hürriyet vaad ediyorlar… Her yerde her vesile ile küçük gördükleri doğu insanını tamamen teorik platformlarda savunmaya kalkmaları insanı çıldırtır.

Aslında bazı konuları açık açık ve madde madde millete çok iyi anlatmak lazım.

Çünkü bu millet mademki kısa bir süre sonra oyunu verecek, kendisini hançerleyenle, kendisini huzura çıkaracak olanı çok iyi fark etmelidir. Ekonomik sıkıntılar içinde manevi baskılar altında perişan olan milletin karşısına geçip onunla alay eder gibi terör kanununun 8. maddesi ve bazı anayasa maddeleri değişikliği ile zaman öldürmek ve millete “bunu sizin refahınız için yapıyoruz” diye poz atmak gerçekten gülünçtür.

8. madde kalkarsa hangi insanın karnına bir lokma yiyecek gidecek, ya da hangi insan zulüm ve işkenceden kurtulacak? Yönetim ve politikada bazı yaş sınırlamasın değiştirilmesi ya da milletvekili sayısının azalttırılıp eksiltilmesi millete ne getirecek?

Hatta hatta memleketimizdeki ne istediğini bilmeyen aydınlar gibi ve ne istediğini bilmeyen batıya Gümrük Birliği konusunda taviz veren kanunlar kimi kurtaracak? Çok açık bir gerçek var ama kimse onu görmek istemiyor. Batı ömrünü ve miadını yitirmiş ihtiyar bir asilzade gibi son günlerinin keyfini çıkarma öforosini (sarhoş keyfi) mühletini yaşıyor. Biz de sanki bu ihtiyar zenginin mirasından yararlansın diye onun nikâhına girmek isteyen arsız hizmetçi rolündeyiz.

Yıllarca kendi değerimizi kendi gücümüzü anlamamakta ısrar ettik. Ondan dolayı etrafımızdaki devletlere zebun olduk. Hâlbuki bizim gücümüzü anlayanlar var, bunlar kendi menfaatleri iktizası bizim peşimizdeler. Bunlardan birisi ABD, diğeri İsrail’dir. Fakat biz hala Avrupa’nın çürümüş beyinlerindeki İslâm düşmanlığı dikenleri arasında bocalayıp duruyoruz.

Ne çare ki yine farkedemediğimiz bir gerçek Avrupa’ya karşı takındığımız tavırdaki mazlum yalvarıştır. Avrupa bundan anlamaz. Avrupa, karşısında iradeli sert tabiatlı bir İslâm-Türk devleti görmekten anlar. Nitekim önümüzdeki günlerde bu gerçekleşecektir. İnşaallah Allah bu milletin hakiki evlatlarına iktidar fırsatı verecek, verilen bütün yanlış tavizler bir bir geri alınacaktır.

Memleket içinde inançları tahrik ederek, inançlara hakaret ederek Sivas’ta olay çıkartanların, memleket dışında da gözümüzün içine baka baka terörist yetiştiren bize hakaret eden devletlerin çirkinliklerini devam ettirmeye mecalleri kalmayacaktır.

Bir gün gelecek Sivas olayı tertipçilerinin bütün oyunları milletin gözü önünde sergilenecek, tertipçileri hesap verecektir. Yine bir gün gelecek Türkiye’ye karşı tavır koyma küstahlığını gösteren, başta Yunanistan ve Sırplar olmak üzere birçok ülke müstakbel güçlü Türkiye önünde yaptıklarının hesabını verme korkusu içinde zelil olacaklardır.

Sevgili okuyucularım, iktidarda olduğu zaman ayrı bela, muhalefette olduğu zaman ayrı bir bela olarak adeta siyasi şantaj ustası olan sol partilerin ve de bir türlü millete sahip çıkamama iktidarsızlığında olan, ortanın sağındaki partilerin ilk seçimde mutlaka ciddi bir ders almaları lazımdır. Aksi takdirde rüşvet denizinde delik kayıkla dolaşan bu partiler müşteri buldukça daha çok gemi batar. Milletin takati tükenmeden Türk-İslâm insanının ne istediğini bilmeyen politikacıları mutlaka tasfiye etmeleri lazım gelir. Aksi takdirde yasal kuruluş olan radyo-televizyon kuruluşunun aldığı kararlarını uygulatmama pişkinliği gösteren bir medya varken, bu milletin gelecek kuşaklarını bir felaket girdabına sürüklemekten kurtaramaz.

Ne gariptir ki bu memlekette ne istediğini bilmeyenler azınlıkta olduğu halde onların iktidarda kalmasına ne istediğini bilen çoğunluk göz yumuyor. Artık bu sefer, milli çoğunluk kendi partisini seçip hızlı bir şekilde ne istediğini bilmeyenleri tasfiye etmelidir. Bu demokrasi fırsatını kaybedersek Allah bizi Mahkeme-i Kübrâ’da da affetmez.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 6 Temmuz 1995 tarihli Akit Gazetesi’nden alınmıştır.