Dr. Haluk Nurbaki

Azınlığın Çoğunluğa Tahakkümü!

Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

İslâmiyet’e hakaret etmenin düşünce özgürlüğünün vazgeçilmez ilkesi olduğunu sananlar öyle çoğaldı ki şarkıcı, sunucu, sanatçı geçinen üç kuruş kazanabilmek için din aleyhtârı cephede yer almayı zorunlu sanıyorlar.

Dünyanın her ülkesinde görüş ayrılıklarından doğan rahatsızlıklar olağandır. Genel olarak görüşleri ve düşünceleri azınlığa malolmuş insanlar, çoğunluğun baskısından şikâyet ederler. Şüphesiz demokrasi kavramı içerisinde düşüncelerin temsil ettiği sayılara bakılmadan serbestçe ifadesi gerekmektedir. Ve hemen hemen bütün batılı ülkelerde azınlıkta kalan ülkelerin serbestçe, ifadesi hatta hayat içerisinde yaşanması demokrasinin vazgeçilmez bir ilkesi olarak savunulmaktadır.

Azınlığın Çoğunluğa Tahakkümü!

Azınlığın Çoğunluğa Tahakkümü!

Türkiye sosyal hadiseler açısından “Guines” rekorlar kitabına geçecek derecede garabetlerle doludur. Azınlık, daima çoğunluğa tahakküm etmektedir.

Bu şirretliğini sürdürürken de gayet iğrenç bahaneler uydurmaktadır. Çoğunluğun çağdışı kaldığını, kendilerinin herşeyi en iyi bildiğini savunarak büyük çoğunluğu devamlı olarak baskı altına almaktadır. Böyle olunca da toplumda devamlı gerginlik ve sevgisizlik had safhada gerginlikler doğurmaktadır. Bu gerginliklerin böyle devam etmesi mümkün değildir. Hele hele demokratik bir sistem içerisinde çoğunluğun yadırganması, aşağılanması âdeta kendi yurdunda garip hale çevrilmesi devam edemez. Elbette çoğunluk demokratik kurallar içinde haklarını bütün ayrıntıları ile kazanacaktır.

Memleketimizdeki manzarayı görünce İslâmî düşünceye kutsal bir haz içinde sadık olan halkımızın suç işler gibi her fırsatta hırpalanmasını kastettiğimiz âşikârdır.

CEPHELEŞME FELAKETİ!

İslâm düşmanlığını kendine vazgeçilmez bir ilke sayan, sayıları az bir kısım marksist ve ateistler toplumdaki iyi niyetli fakat dini inançlara karşı bilgi zafiyeti içinde bulunan pek çok insanı kandırarak bir İslâm ülkesinde anti İslâm cephesi kurmaya gayret etmektedir. Eşyanın temel niteliklerine ters düşen böyle bir çabanın hüsran ile sonuçlanacağı muhakkaktır. Ne var ki, bu arada farkına varılmadan insanlarımız birbirine saygısız ve sevgisiz olarak cepheleşme felâketine sürüklenmektedir.

Yıllar önce üç beş tane başı örtülü kızın etrafında “memleket elden gidiyor” sloganlarıyla yaygara koparanlar millî vicdanda hırpalanarak reddedildiği halde, hâlâ birtakım çevrelere insan özgürlüğüne ciddi bir küstahlık sayılan direnmeler sürdürülmeye çalışılmaktadır.

ŞER’RİN HEDEF TAHTASI TAYYİP…

Koskoca bir şehrin milyonlarca reyini alarak Belediye Başkanı seçilen Tayyip Bey, her vesile ile şerrin hedef tahtası haline gelmiştir. Ona karşı açık veya gizli hakaret safına geçenler bir anlamda milyonlarca İstanbulluya hakaret ettiklerinin farkına varmadan akıllarınca düşmanlıklarını sürdürmektedirler.

Türk toplumunun büyük çoğunluğunun reddettiği seks heykellerini, sarhoşluğu savunmak için birçok ne idüğü belirsiz insan hâlâ televizyonlarda çıkıp ahkâm kesiyor. Faili meçhul terör olaylarında bile eskaza bir laik ölse din aleyhi gösterilere dönüştürülen cenaze törenleri düzenleniyor. Bütün bunlar apaçık azınlığın çoğunluğa tahakküm yüzsüzlüğüdür.

Sanki bu millet Çanakkale’de, Dumlupınar’da kan dökerek bağımsızlığına kavuşmamış da, bir şer grubunun istilâsında kalmış gibi azınlığın çoğunluğa tahakküm zulmünü yaşamaktadır.

SOSYAL BİR CİNNET!

Şimdi çok basit bir hesapla bir çoğunluk rakam araştırması yapsak RP’ye rey verenlerin tümü, BBP’ nin taraftarları tümüyle, MHP’nin çoğunluğuna yakın kısmı ile milletin tamamen manevi değerlere yaslı, temsilciliğini yapmaktadırlar. Bunun yanında DYP, ANAP gibi orta sağ partilere rey verenlerin en az % 50′si aynı istikametteki temsilcileridir. Bu açıdan baktığınız zaman bugün parlamentoda bile çoğunluk inançlarına bağlı İslâmî kesimi temsil etmektedir. Bunun karşısında ise parçalanan un ufak olmuş sol parti döküntüleri her şahsî menfaat uğruna birbirleri ile boğuşan amaçsız siyasi temsilciler mevcuttur. Bunlar da kesin olarak azınlıktadır. Bu sayısal gerçeğe rağmen hâlâ bu memleketin sokaklarında din aleyhtârlığı yapmak bir sosyal cinnettir.

Bir sunucunun daim olan gafletinden yansıyarak alevi kardeşlerimizi kızdıran seviyesiz bir sözü üzerine savcılığın faaliyete geçtiğini duyunca emin olun hayretler içinde kaldım. Sabahtan akşama kadar İslâmiyet’e hakaret yarışmasında olan bir sürü geri zekâlı şaşkına cesaret veren cinnet duygusunu düşündüm durdum. Çünkü bu memlekette İslâmiyet’e hakaret etmenin düşünce özgürlüğünün vazgeçilmez ilkesi olduğunu sananlar öyle çoğaldı ki şarkıcı, sunucu, sanatçı geçinen üç kuruş kazanabilmek için din aleyhtârı cephede yer almayı zorunlu sanıyorlar.

Bu çirkin gidiş en sonunda öyle hudutlara geldi ki diskolarda en iğrenç gösteriler, fuhuşun ve cinsi sapıklığın en pespaye örnekleri önce doğal, sonra da övünülecek gelişme sayılmaya başlandı. Hattâ bu iğrençliklerin yeterince serbest olamaması Türkiye’nin AT’ ye girmesine engel sayılır hale geldi.

Bu tezadın en kısa zamanda bozulacağı, milletin gerçek çoğunluğunun söz sahibi olacağı ve bağrında yaşayan akreplerin kendi kendini sokacağı günlere kavuşmamız niyazıyla Allah’a emanet olunuz. Bu millet gerçekten çok yoruldu. Allah lütfetsin, inşaallah hayırlı günlere kavuşalım.

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, 19 Ocak 1995 tarihli Beklenen Vakit Gazetesi’nden alınmıştır.

ALINTI VE KOPYALAMA: "NurbakiMektebi.com" ticari maksat gütmeyen, tamamen gönüllü katılıma açık bir iştiraktir! NurbakiMektebi.com'da, Haluk Nurbaki'nin umuma açık şekilde yapmış olduğu sohbetleri, vaazları, radyo ve televizyon programları kaleme alınarak yayınlanmakta; gazete ve dergi yazıları, ticari dağıtımı durmuş ve devam eden kitaplarından alıntılar kaynak gösterilerek yayımlanmaktadır. Bu bağlamda yayımlanan içeriklerin ulaşılabilir olması asıl gayemiz dâhilindedir; hakları saklı değil, tamamen açıktır. Ancak, alıntı ve kopyalama yapacağınız içerik sayfasına "bağlantı" vermeniz ve/veya "kaynak" göstermeniz zorunlu olmakla beraber, "ticari maksatlı yayınlarda" içeriğin tamamı veya bir kısmı hak sahiplerinden yazılı izin alınmadan kullanılamaz!