Dr. Haluk Nurbaki

Alkol

Decrease Font Size Increase Font Size Text Size Print This Page

Münevver Amerikanın on sene bile uzatmaya muvaffak olamadığı büyük cemiyet hizmetini islâmiyet asırlarca yapmış ve bu büyük belâdan nesilleri muhafaza etmiştir.

Alkol

Alkol

Alkolün mutlak zehir olduğu herkesçe malûm… Böyleyken, bu mevzuu üzerinde selâhiyetli selahiyetsiz ağızlardan lüzumsuz birtakım münakaşalara yol açılır. Halbuki aşağıda madde madde gösterdiğimiz şekilde, Tıp, bugün alkole dair lâboratuvar hükmünü kati olarak bildirmiştir. Dâvayı, şu üç suale cevap vererek şemalandıralım:

1 — Alkol bir bütün olarak zararlı mıdır?

2 — Alkolün, az da olsa, faydalı tarafları var mıdır?

3 — Alkol, muhteva itibarile, az miktar kullanılsa zararlı mıdır?

Birinci sualin kesin karşılığı şudur: Alkol, aşağıda teker teker çerçevelediğimiz sebeplerile, müthiş bir zehirdir. Bu zehir tesirini muhtelif sistemler üzerinde kısaca takip edelim:

Sinir sistemi üzerinde: Alkolün kimya tabir ile sınıfı, yağ ve (lipoit)leri eriten bir madde olmasıdır. Beyin ve sinir hücreleri, bünve ve gışa itibarile, yağ ve (lipoit)leri ana madde olarak ihtiva eder. Vücude alkol alınınca, kan yolu ile bu hücrelere gider, orada her maddeyi süzerek alan hücre yısasını eritir ve zorla hücreye nüfuz eder. Böylece hücre zehirlenir. Bu zehirlenme, hücrede, uyuşma ve vazife görememe şeklinde tecelli eder. Şu halde alkol sinir ve beyin hücresine cebren girer ve onu muvakkat bir zaman için öldürür. Eğer bu tesir (alkolik)lerde olduğu gibi devamlı olursa, hücre, bünye bakımından vazifesini tamamen sakat yapan hasta bir durum arzeder.

Alkolün ikinci zararı, kalb, böbrek ve deveran sistemi üzerinedir. Kalb hücresinin çalışmasındaki en ufak bir yorgunluk ve aksaklık, (miyokart) dediğimiz, kalb adalesinin dumura ve eskimeğe uğramasına sebeb olur. Alkol alanlarda bu eskime çok çabuk tezahür eder. Bundan başka tansiyona tesirile de ezici tesirini çabuklaştırır. Alkol kullananların kalb adalesi kuvvetini kaybetmiş ve bunun neticesi olarak kalb genişlemiştir.

Böbreğe gelince; Vücuttan dışarı çıkış kapısı olan böbrek tüplerinde, alkol ağır harabî yapar. Esasen fevkalâde ince ve nazik bir kimya elemanı olan bu hücrelerin guşalarından alkolün nüfuzu bütün kanın süzülme kabiliyetini aksatır. Bundan başka bazen alkol had böbrek iltihabı husule getirir ki, tedavisi çok zor olan ve ekseriya müzminleşerek ölüme sebebiyet veren bu vahim hastalığa «Alkol Nefriti» denir.

Damarlar üzerine de tesiri, büyüktür. Halk arasında «damar kireçlenmesi» denilen ve her türlü tezahür ile vucüt için çok tehlikeli olan (arteriosikileroz)u yapar. Bunun beyin sahasındaki tezahürü «bunama» dediğimiz haldir. Alkolün daha vahim bir tesiri (hormonal) sistemdedir.

Tıbbın henüz iyice aydınlatmadığı bu tesir, en başta cinsiyet sisteminde görülür. En basit tesirile iktidarsızlık doğurur. Daha ileri tesirlerile, cinsiyet bezlerinde harabî derinleşir ve anormal cinsi temayüllere yol açılır.

Bugün için alkol mevzuunda çalışan âlimlerin en çok üzerinde durdukları nokta, alkolün nesle tesiridir. Her türlü kimya ve fizik tesirlerinden masun olan yumurta hücreleri, alkolün eritici cebri hassasından dolayı bu mel’un zahire kalelerini açar. Gelecek neslin en mahrem yerlerine kadar alkolün tahripkâr tesiri müşahade olunur. Mutlak istatistikler göstermiştir ki, (alkolik)lerin asalında madde ve ruh hastalıkları boldur.

Alkolün ruhi melekeler üzerine tesiri üzerinde fazlaca durmayacağım. Yalnız şu kadarını söyleyeyim ki, alkolün doğurduğu ruh hastalıkları o kadar çoktur ki, bu mevzu tıbta ayrı bir ihtisas şubesidir. Yine alkolün hücreye cebri nüfuzunun fena bir neticesi daha vardır. Bütün vücut hücrelerine şamil olan kaide, alkol hücreye girip onu muvakkat zaman uyuşturduğu için alkolü bir vücudun tamamen mukavemetsiz olmasıdır. Bunun en ağır tesirini verem bahsinde görüyoruz. Vücut müdafaasının kendisine karşı bütün kuvvetile seferber olduğu verem mikrobu, binbir kimya ve fizik oyunu ve hücrenin bizzat öz mukavemeti ile zor yenilirken, alkol alan ve dolayısıyle bütün hücreleri uyku halinde bulunan bir insanda derhal üstünlüğünü ve galebesini temin eder. Bunun içindir ki, yerlerde kusmuk izleri duran şehirlerde, hiçbir teşekkül ve tedbir veremin önüne geçemez. Alkolün son ve çok mühim bir tesiri, karaciğer üzerinde olanıdır. Çeşitli kimyevi maddeleri ihtiva eden bir lâboratuvara kendi nisbetinde alkol dökseniz bu lâboratovurda inkirazdan başka bir şey kalmaz. Karaciğer hücresi insanların yapmaya muvaffak olamıyacağı kadar büyük bir kimya senayii fabrikasıdır. Bir tek hücrenin ölmesi, vücudun bütün çalışmasını aksatabilir. Müzmin (alkolik)lerdeki (Siroz), mahvolmuş karaciğer bütününün ifadesidir.

Alkolün taydaşı üzerinde aşağıdaki noktalar, sathi ve yanlış görüşler olarak söylenmiştir. Bunların hepsi (alkolik)lerin kendilerini tesellileri için uydurdukları alkollü sözlerdir.

  1. Bunlardan birincisi alkolün ilâç olarak kullanılmasıdır. Bugün alkolün ağızdan alınarak tedaviyi temin ettiği hiçbir hastalık yoktur. Bugünün tıbbı, hasta insanda hücre mukavemetini arttırmak için çeşitli vitaminler verir. Eskiden olduğu gibi, onu öldürmek için şaraplı ilaç vermez.
  2. İkinci mesele, alkolün az miktarının vücut ihtiyacına cevap verdiği iddiasıdır. Vücudun hiçbir şart altında bir damla alkole dahi ihtiyacı olmadığı tıbben sabittir. Esasen bu gibi maddeleri, isteseydi vücud, karaciğerinde hiç yorulmadan yapardı.
  3. Üçüncü mesele: Güya alkol (antiseptik) miş de kullanılınca bazı mikroplan öldürürmüş!.. Bir kere alkol (antiseptik) değildir. Ancak zararsız bazı mikropları öldürür. Zararlı olan verem, veba, Tifo, Kolera gibi mikropların hiç birini öldürmez. Üstelik, vücudun ağızdan alınacak bir mikroba karşı midede ilk müdafaa tertibi olan (asitklorhidrik) kimyaca bozulduğundan, bu hal, mikrobun vücude girmesine âdeta öncü rolü oynar. Meselâ bir avuç kolera mikrobunu mideniz sağlamken içseniz, koleraya tutulmazsınız. Halbuki bir bardak şarap içip mide asidini ihlal ettikten sonra aynı mikrobu içseniz mikrop hiçbir engelle karşılaşmadan ince bağırsağa girer ve ağır hastalık hemen patlak verir.
  4. Alkol tarafdarlarının diğer bir iddiası, alkolün insanları şişmanlattığıdır.. Bu hâdise variddir. Fakat bunun hiçbir faidesi yoktur; bilâkis zararı vardır. Normal insanın aldığı gıda, bağırsaklara gelince bağırsak hücreleri daha evvelden aldığı talimat üzere kullanabileceği kadar gıdayı alır, geri tarafını tarh ve terkeder. Alkol alınınca bağırsak hücresi sersemler ve gaita maddesine terkedilecek fazla gıdalar, bağırsaktan kana geçer. Vücut bunları kullanamıyacağı için lüzumsuz yağ depoları halinde biriktirir Bu da fayda yerine zarardır.
  5. Bir garip iddia da, alkolün ruhi melekeleri açıp inkişaf ettirdiğidir! Alkol ruh melekeleri üzerinde, akıl, irade ve ahlâk kontrolünü kaldırıcı tarzda tesir ettiğinden bazı insanlara hoş görünen bir muvazenesizlik doğurur. Bunu inkişaf sanırlar. Tıb mensupları bilirler ki, firengi cinneti dediğimiz hastalığa müptelâ bazı edebiyat ve felsefe mensupları vardır ki, bunların beyin otopsilerinde beyinin tamamen harap olmuş bulunduğu tesbit edilmiştir.

Karaciğer hücresi ve (Tüberküloz) bahislerinde temas ettiğim gibi, alkolün bir molekülü dahi zararlıdır. Umumi hıfzıssıhha profesörü (Hiriş) demiştir ki:

«Münevver Amerikanın on sene bile uzatmaya muvaffak olamadığı büyük cemiyet hizmetini islâmiyet asırlarca yapmış ve bu büyük belâdan nesilleri muhafaza etmiştir.»

Bu yazı Onkolog Dr. Haluk Nurbaki, Büyük Doğu (20 Ocak 1950, Sayı: 15) Dergisinden alınmıştır.

ALINTI VE KOPYALAMA: "NurbakiMektebi.com" ticari maksat gütmeyen, tamamen gönüllü katılıma açık bir iştiraktir! NurbakiMektebi.com'da, Haluk Nurbaki'nin umuma açık şekilde yapmış olduğu sohbetleri, vaazları, radyo ve televizyon programları kaleme alınarak yayınlanmakta; gazete ve dergi yazıları, ticari dağıtımı durmuş ve devam eden kitaplarından alıntılar kaynak gösterilerek yayımlanmaktadır. Bu bağlamda yayımlanan içeriklerin ulaşılabilir olması asıl gayemiz dâhilindedir; hakları saklı değil, tamamen açıktır. Ancak, alıntı ve kopyalama yapacağınız içerik sayfasına "bağlantı" vermeniz ve/veya "kaynak" göstermeniz zorunlu olmakla beraber, "ticari maksatlı yayınlarda" içeriğin tamamı veya bir kısmı hak sahiplerinden yazılı izin alınmadan kullanılamaz!