Zafer Dergisi

 Dr. Haluk Nurbaki

Şeytanın İmzası: Yalan

Şeytanın İmzası: Yalan

Ekonomiden politikaya, her türlü meslekte bir yalan fırtınası esiyor. Efendimizin üçüncü ismi olan El-Emin sırrı bütün toplumlarda kaybolmuştur. Bunun sonucunda unutulan sevginin yerini kin ve nefret almıştır.

Henüz çok yeni olan İslâm varlığı. Bedir’de vahşi Mekke sürüsüne karşı ancak 300 civarında mücahit toplayabilmişti. Bu yüzden yeni takviyeler beklenirken, on kişilik bir grup İslâm ordusuna ka­tılma heyecanı ile koşup geldi. Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) çok sevindi ve gecikmelerinin sebebini sordu. —Düşman bizi yakalayıp esir aldı, dediler. —Peki nasıl kurtuldunuz? —Biz onlara savaşçı olmadığımızı […]

 Dr. Haluk Nurbaki

Mekânlardan Boyutlar Ötesine

Mekânlardan Boyutlar Ötesine

Bazıları sanıyor ki dünyamız, milyarlarca galaksinin biri olan Samanyolu gök adasının milyarlarca gezegeninden herhangi bir tanesidir. Halbuki madde dünyasında belki bir nokta kadar minik olan bu küremiz, mânevî âlemlerin sonsuz boyutlarına açılan bir pencere, başka bir deyimle sonsuz boyutların hava tünelidir. İşte Kâbe'de bu hikmet düğümlenmiştir.

İnsanın kavramakta en çok zorlandığı konu, sonsuz âlemlerle kendi mekânı arasındaki alâkadır. Allah, bütün müminlere boyutların sırrını tanıtmak için, Kâbe’deki hikmetleri hac ibadeti emrinde şifrelemiş, böylelikle maddî ve mânevî âlemlerin intikâl noktalarının kavranmasını murad etmiştir. Bilindiği gibi arz üzerinde, güneş esas alınarak tayin ettiğimiz doğu-batı ve kuzey-güney gibi basit bir boyutlar sistemi vardır. Daha sonra […]

 Dr. Haluk Nurbaki

Şehr-i Ramazan

Şehr-i Ramazan

Allah, oruçla beraber İslâm dünyasına ve dolayısıyla insana verilen sonsuz mucize hikmetlerini göstermek için, ilk Ramazan ayında Bedr mucizesini lûtfetti.

Bütün karanlıkları en ücra zaman dilimlerinde bile yakalayıp aydınlatan yüce Kur’an, Fahr-i Kâinat Efendimizin (s.a.v.) en büyük mucizesi olarak, Ramazan ayında yeryüzünü aydınlatmaya başladı. Yüce Resûl, peygamberliğinin ilk yıllarında olmasına rağmen, kâinatın bu en büyük hâdisesini hisseder ve onu, farz olmadığı halde, haftada iki gün oruç tutmakla tes’id ederdi. Efendimiz (s.a.v.) pazartesi günlerini Kur’an’ın inzâlinin […]

 Dr. Haluk Nurbaki

Ruh Secdeyle Yükselir

Ruh Secdeyle Yükselir

Bir insan kin ve korkuya düşerse, hipotalamus - hipofiz program âhengini kaybeder ve bütün hormonlar karman çorman olup insan fizyolojisinin tamamı bozulur.

İbadetin manevî hikmetlerini açıklamadan evvel, çağımız insanına ibadetin biyolojisini anlatmak istiyorum: a- İman etmek, insanın biyolojik programında mevcuttur ve her insanın kullanmak zorunda olduğu bir anahtardır. Beynin hipotalamus bölgesinde yer alarak bütün hormanları yöneten bir merkezle, duygularımızın tesirinde kalan bir başka merkez yan yanadır. Hayat şeklimizi baştan sona yöneten iç salgı bezleri ve bunların merkez […]

 Dr. Haluk Nurbaki

Ateist’in Dünü, Bugünü, Yarını…

Ateist’in Dünü, Bugünü, Yarını…

dev ilim adamlarının Allah inancına getirdikleri ilmî açıklamaları görmezlikten gelerek, geçen yüzyılın çöplüklerini karıştıran çağımız Ateistlerine acımamak ve onların nasipsizliklerini klinik bir vaka olarak kabul etmemek mümkün değildir.

Dünya denen imtihan sahnesinde güzel ile çirkinin, hayır ile şerrin mücadelesi sürer gider. Ve bir gün, ilâhî emrin “PAYDOS” emri ile gerçekler yeryüzüne seriliverir. Tarihin en eski devirlerinden beri devam eden bu mücadelede, har an kıyafet değiştiren inkâr fikri, 19. yüzyılın başından bu yana ilim maskesini takmış görünüyor. Ancak yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren bu […]

 Dr. Haluk Nurbaki

Sevginin Biyolojisi

Sevginin Biyolojisi

Maddeperest ve makina insan olma alışkanlığı, sevgi gibi mukaddes bir duyguyu kaybettirmektedir. Halbuki maddenin bizzat kendisi câzibe dediğimiz bir tür sevgiden kuruludur. Elektron câzibesini kaybetse atom yok olur. Gezegenler câzibelerini kaybetseler uzayın sonsuz boşluğunda kahrolurlardı.

Tıp ilminin yeni yeni konusu olmaya başlayan sevgi, kâinatın temel kanunudur. Maddeperest ve makina insan olma alışkanlığı, sevgi gibi mukaddes bir duyguyu kaybettirmektedir. Halbuki maddenin bizzat kendisi câzibe dediğimiz bir tür sevgiden kuruludur. Elektron câzibesini kaybetse atom yok olur. Gezegenler câzibelerini kaybetseler uzayın sonsuz boşluğunda kahrolurlardı. Yine de asıl sevgi kâinatın en mükemmel varlığı insanda […]

 Dr. Haluk Nurbaki

Çağımıza Mesaj

Çağımıza Mesaj

Rabbimiz "Duhâ" sûresinde bir videonun kasetini ileri çevirmekten daha kolay bir şekilde gelecek asırları perde perde göstererek Habibini teselli etmektedir. Tabi bu arada, O Habibin ümmetine de o büyük müjdelerden paylar düşmekte. Her nimete olduğu gibi müjdelere de nailiyetimiz O'nun yüzü suyu hürmetine...

“Duhâ sûresi” çağımızda büyük bir mucize sırrı taşıyan bir Kur’ân mesajıdır. Bu sûre, Efendimizin üzüntülü bir devrinden sonra inzâl olmuştur ve yalnız O’na hitab etmektedir. Efendimizin üzüntüsünün sebebi ise, kendisinden asırlarca sonra gelecek olan mü’minler adına duyduğu endişelerdir. Onların yaşayacağı zulümlü zulmetli çağları Allah’ın izniyle görüyor; ümmetinin azalacağını ve insanların pek çoğunun kurtuluştan nasipsiz kalacağını […]

 Dr. Haluk Nurbaki

Kâinatın Anahtarı

Kâinatın Anahtarı

Fatiha sırrı, insanla kâinat arasındaki bilinmezliğin temel hikmetidir. Onun ilk âyetlerini tek tek inceleyecek ve Kur'an'ın nasıl bir mucize olduğunu anlayacağız.

Muhterem okuyucularım, bu yazımda sizlere kâinattaki sır ve onu açan Fâtiha anahtarından bahsetmeye çalışacağım. Göreceksiniz ki, en küçük zerreden tutunuz en büyük yıldızlara kadar her yaratılan şeyin kendine has bir ibâdeti, bir hedefi ve gayesi bulunmakta ve bunlarda saklı olan sırlar, Fâtiha anahtarı ile açılmaktadır. Her yazımızda olduğu gibi yine sizlerle birlikte ufak bir seyahate […]

 Dr. Haluk Nurbaki

Gerçek İnsan, Gerçek Medeniyet

Gerçek İnsan, Gerçek Medeniyet

Sizin keşfettiğinizi sandığınız bu çılgın alkol ve cinsi serbestlik, 3 bin yıl önce çok daha gelişmiş olarak yaşandı. Fakat bu çirkinliklerden semâ utandı ve İlâhî gazap, onları dondurup, gelecek asırların insanlarına ibret yaptı!

Bugün herkes barıştan ve hürriyetten yana görünürken, ne savaş bitiyor ne de kavga. Kendisi gibi inancı olmayana, kendi gibi düşünmeyene ve dolayısıyla çıkarına ters düşene herkes düşman. Bir yandan en iyi teknolojiyi temsil ederken bir yandan da insanların kolunu taşlarla kıran veya bu zulme ses çıkarmayan batı dünyası mı medeni? İnsanların binlerce yıldır özleyerek beklediği […]

 Dr. Haluk Nurbaki

Tarihler Yalan Söylüyor!

Tarihler Yalan Söylüyor!

Tarihi seyrederken, önce medeniyet kavramı açısından çok ciddî ve tarafsız bir kronoloji yapmak gerekir. Çünkü medeniyet, kesinlikle teknolojik gelişme demek değildir.

İnsanlığı bunaltan, çelişkiden çelişkiye sürükleyen korkunç gölgeleri hep görmemezlikten geliyoruz. Marksist sosyoloji ve dünya tarihine konan yanlış yorum ambargosu, öylesine içimize sindirilmiştir ki, medeniyet kavramına bile târif bulamamışız. Dünya tarihinde Roma vahşetini medeniyetin başlangıcı görmek, buna karşılık tarihin en büyük medeniyetini temsil eden Selçuklu ve daha sonra Osmanlı devrini yaşanmamış farz etmek, gerçek ilim adına […]

 Dr. Haluk Nurbaki

İlim Münâfıkları

İlim Münâfıkları

Atölyelerde hazırlanarak fosil görünüşü verilen sahte iskeletlerin ve utanmadan yapılan saçmalıklarının iç yüzünü ayrıntıları ile hatırlarsınız. Bütün uydurmalar için ortak bir hüküm vardır. O da hiç bir ilmî delile dayanmayan tahminleri, kesin deliller varmış gibi insanlara yutturma gayretidir.

İlim, gerçekten çok mukaddestir. Çünkü O İlâhi san’atın bir tarz ifâdesidir. Bu yüzden de en ufak bir aldatmacaya veya sahtekârlığa tahammülü yoktur. Ne yazıktır ki müspet bilgilerin doğum çağı sayılan 19’uncu yüz yılda, birçok gerçeğin üzerine perdeler çekilmiş ve İlâhî san’atın bu örnekleri karanlıkta bırakılmıştır. Günümüzde kasıtlı olarak ilme düşürülen bu gölgeler tek tek aydınlanıyor. […]

 Dr. Haluk Nurbaki

Gerçek İrtica: ATEİZM

Gerçek İrtica: ATEİZM

Günümüzde ne yazık ki beş kuruşluk biyoloji bildiğini sananlar, evrim'in ilmî bir gerçek olduğunu söyleyebiliyor. İşte masalın çirkin yanı budur.

Son günlerde bütün mânevi değerlerimize olduğu kadar Fahr-i Kâinat Efendimiz’e hayasızca dil uzatan nasipsizlere vereceğim bu cevapta, ilim dünyasının ateistlere gösterdiği kırmızı kartları sergilemek istiyorum. İlim haysiyetinden tamamen uzak olan “gerçek mürteciler”e gezegenimizde yer yoktur. Medeniyetin sembolü, insanlara saygı ve sevgi şeklinde özetlenebilir. Çok dar görüşlü kişiler bile, “medeniyet” kavramının teknolojik gelişmelerden çok ötede, mânevî […]

 Dr. Haluk Nurbaki

Taşlar Konuşuyor!

Taşlar Konuşuyor!

Evet her bir molekülü harika olan taş parçaları, böylesine muhteşem yapılarıyla kendilerini yaratan sanatkârı gösterirken, acaba kendilerine “cansız” dediğimiz için bizlere güceniyorlar mı dersiniz?

İnsanoğlu, hoyratça çiğnediği toprağın sırrından binlerce yıl habersiz olarak yaşadı. Bu sırrı, ancak başka âlemleri seyredebilecek kadar terakki etmiş gözler görebiliyor ve onların zikirlerini temaşa ediyordu. Ve nihayet ilim, ayaklarımız altındaki dünyanın ve ondaki akıl almaz güzelliğin farkına vardı. Ve her zerrenin, bir âlem kadar sanatlı olduğunu anladı. Evet, bizler yere basarken, sırlarla dolu bir […]